9 NOKTADA BİR ALDATMA... Hikayenin dünkü gelişmeleri
1. 18 Mart 2008 tarihinde zoraki göreve getirilen Federal Hükümet partileri « yasadışı göçmenlere af yasası » anlaşmasına vardı. Federal yabancılar dairesinin oturum vermede aldığı çifte standartlı kararlar bunu gerektirmişti.
2. Bir yıl sonra yasanın tasarısı bile hazırlanamadığı gibi sivil örgütler baskısı, süresiz üniversiteler işgali ile açlık grevlerinin şiddete dönüşmesiyle birlikte Sığınma ve Göçmenler Bakanlığınca hazırlanan bir bakanlar kurulu kararı ile suni bir « af yasası » çıkartılmıştır.
3. Dönemin bakanı Annemie Turtleboom 1500 dosyadan oluşabilecek ve yanlızca talebe fertli ailerere yönelik minicik bir af yasasını doğurmayı başardı. Ne yazık ki, içeriğine bakıldığında oturma izni verilen ailelere sosyal yardım isteğinde bulunma yasağı gibi anti-demokratik şartlar yer almaktadır. Bunun için bakanın girişimi sancıları durdurmaya yetmedi. Ayrıca Flemenk partilerin böylesi bir af istemedikleri bir ortamı da göz önüne almakta yarar vardır.
4. Yine aynı bakan yeni bir açılımda bulundu. Bu sefer yasallaştırma bahanesiyle izinsiz göçmenlerin kimlik tesbiti ve ülke dışı edilmelerini kolaylaştırıcı polisiye tavırlı bir anlayış sergiledi.
5. Haziran 2009 bölgesel seçimleri bir Federal Hükümet krizini birlikte getirdi. Suni « Af Yasası » konusunda anlaşamayan koalisyon ortakları hükümeti kurtarmak üzere kabine değişikliğine gitmeyi tercih ettiler.
6. Bu sefer Melchoir Wathelet bakan oldu. Yeni bir bakanlar kurulu kararı alındı. 15 eylül ile 15 aralık 2009 tarihleri arasında geçerli olarak bir af yasası hayata geçirildi. Burada Belçika ile gerçek bağların var olup olmadığı aranacaktı. Ama eş zaman içinde eski bakan Annemie Turtleboom yeni kabinede İçişleri Bakanı sıfatıyla « ikametgahlar » adında bir genelge yayınladı. Tek hedefi izinsiz göçmenlerin ikametgah bildirimini zorlaştırmaktı. Böylece, adres gösteremeyenler af yasasından yararlanamayacaktı veya sayıları çok azalacaktı.
Hikayenin bugünkü durumu
7. Vlaams Belang partisi « bir yasanın içeriğini düzenlemek bir bakanın değil de Federal Millet Meclisi yetkisidir » iddiasi ile Danıştay’da bir dava açmıştır. Danıştay Belang lehine karar almıştır. Suni af yasası sıfır noktasına geri dönmüştür.
Sonuç
8. İşte örnek ülke diye gösterilen Belçika. Halktan aldığı güçle ülkeyi idare edenlerin ne kadar beceriksiz ve siyasi programlarını tatbik edemeyecek kadar acizler takımından olduklarının en isabetli gösterimini sergileyen bir Federal Hükümet.
9. Yazımı siyaset arenasına yönelik bir düşünceyle bitirmek isterim. Yaşamın anlamı, aynı zamanda dünyaya da anlam verir, ancak dünyaya anlam verebilmesiyle, yaşamın da anlamı olabilir. Evet, dünya ile yaşam anlam açısından tek gövdedir. Dünyamız yaşamımızdır, anlamlı yaşamımız da dünyamızdır.
28/02/2010, Mehmet Aydoğdu
Binfikir gazetesi Şubat 2010 sayısında yayınlanmıştır