Belçika'nın Türkçe gündemi... Belçika'nın
Türkçe
Gündemi! 
Brüksel Hava 
Durumu için tıklayın! Charleroi Hava Durumu 
için tıklayın! Anvers Hava Durumu 
için tıklayın!
Brüksel Charleroi Anvers
Gent Hava Durumu 
için tıklayın! Liege Hava Durumu 
için tıklayın! Genk Hava Durumu 
için tıklayın!
Gent Liege Genk
 
 Yazarlar / Çizerler



















'10 adımda unutmak' ve kendini hatırlamak

10.08.2010


Belçika’da yaşayan Sercan ile İbrahim sahne tozu yuttuktan sonra o tılsıma yakalanıp kafayı tiyatroya takmış genç iki kafadar. Bir süredir Belçika’da amatör tiyatro eğitimi alan Sercan ve İbrahim’e ne olduysa İstanbul’a turneye gittikten sonra oldu. Kafayı “İstanbul’a gidip tiyatro eğitimi almak ve tiyatrocu olmak”la bozdular. İstanbul’un kendilerini yutacağını, İstanbul’a gidip ertesi gün dizi oyuncusu olmayı hayal etmemelerini, bu serüvenin uzun soluklu ve zorlu bir yolculuk olduğunu anlatıp, Erol Günaydın ustamızın yaşamını anlatan “İki Kalas Bir Heves” kitabını verip okumalarını istedim önce. 55 yıldır tiyatroya hizmet eden, hiç sezdirmeden hepimizin hayatına sızıveren Erol Günaydın’ın bir ömüre sığdırdığı anılarından oluşan Emine Algan tarafından kaleme alınan bu çalışma, özellikle bir tiyatro devinin tiyatroya olan aşkını bizlere sunması açısından tam bir başucu kitabı. Ancak bu kitap tiyatroya ilgilerini daha da arttırdı. Daha işin başında olduklarını söyleyip bol bol kitap okuyup Belçikalı profesyonel oyunları izlemelerini de önerdim ama nafile. Anladım ki iş ciddi. Bu çocuklar bavullarına heveslerini ve tiyatro tutkularını koyup İstanbul’a gidecekler, bu kesin! Tiyatronun Oğuz Aral’ı diye tanımladığım, Şahika Tekand hocam yetişti imdadıma. 24 Temmuz’da Sercan ve İbrahim ile birlikte Promethiade projesi kapsamında Almanya’da Essen’de sahnelenen “10 adımda unutmak” oyununa gittik. Promethiade, Türkiye (İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti), Almanya (Ruhr 2010 Avrupa Kültür Başkenti) ve Yunanistan’ın (Atina & Epidaurus Festivali - Hellenic Festival) içinde olduğu geniş kapsamlı, uluslararası bir proje. Proje kapsamında, “Zincire Vurulmuş Prometheus” adlı oyunun konsepti çerçevesinde, Almanya, Yunanistan ve Türkiye’den seçilen birer sanatçının yönettiği üç çiftdilli yapım, dünya kültür mirası kapsamına alınmış mekânlarda sergilenmek üzere gerçekleştirildi. PROMETHIADE projesinin merkezinde, Avrupa kültürünün kurucusu kabul edilen Prometheus, mitolojik bir figür olarak yer alıyor. Tanrısal düzene kafa tutmuş, insanı yaratmış, insanlığa ateşi; yani yaratıcılığı, bilimi, sanatı, uygarlığı armağan etmiş, Zeus tarafından cezalandırılmış, zincire vurulmuş mitolojik bir kahraman Prometheus. Tekand’ın kendine özgü ışık, ses, dekor ve oyuncu arasında gerçekleşen zorlu mücadele yöntemi tiyatronun temel öğeleri ile tiyatroya yeni açılımlar sağlıyor. “Oidipus Nerede?”, “Oidipus Sürgünde”, “Evridike’nin Çığlığı” ve “Karanlık Korkusu” adlı yapıtlarıyla sanatseverleri başka âlemlere taşıyan Tekand, bu yeni oyununda da “ışıklarla” ufkumuzu aydınlatıyor. Anti-Prometheus, düzene teslim olmayıp düzene gönüllü olarak boyun eğen bir karakteri anlatıyor tragedyanın tersine. Oyun üç bölümden oluşuyor; kendisine ait olmayan bir yükü taşıyanlar, sonra bu yükten kurtulanlar, sonra da bu yükün sahibi haline gelenler. Bu üçlü planın içinde iki katman var aslında, sahne işçilerinin oyuncuya dönüşmesi bir katman, ama esas olarak da önce çalışan sınıftayken sonra sınıf atlayan sonra da mülk sahibi haline gelen orta sınıf insanının bir çeşit sahne üzerinde gerçek zamanda değişimi. Asıl sürprizi de şu, mülklerinden kurtulmamak üzere çalışan orta sınıf insanı, kendi zorluğunu sistem içinde kendisi yaratıyor.

Sistemin insanla, adeta kedinin fareyle oynaması gibi, oynaması. Sandalye çok önemli bir simge tabii ki pozisyonu, yer sahibi olmayı bire bir gösteren çok basit bir malzeme. Tekand bu basit malzemeden de elde edebildiği kadar zengin bir sonuç elde etmeye çalışmış. Aynı zamanda Prometheus’un bağlandığı kayaya da bir gönderme. Onu tanrılar kayaya zincirlediler, bizim orta sınıf insanımız, “bile isteye” kendilerini sandalyeye bağlıyorlar. Tekand “Promete belki Zeus’un sistemini yıkamayacağını biliyordu, ama… Zincire bağlanmayı göze aldı. Bizim de böyle bir promete dürüstlüğüne ihtiyacımız var. Tam anlamıyla çağdaş insanın tragedyasını ortaya çıkardım. ‘Anti-Prometheus’ ismi çağdaş insanın genel karekterini çok iyi tarif ediyor bence” diyor. Belki bizim Sercan ile İbrahim de Promete gibi Zeus’un sistemini yıkamayacağını biliyor. Ama yine de kendilerine sistemin öngördüğü rol ve refahı bırakıp İstanbul’da zincirlerinden kurtulmayı, yeni roller almayı deniyorlar. Allahtan İstanbul’da Zeus’un lanetinden onları kurtaracak bir Şahika Tekand’ları var! Kasım ayında derslere başlayacak Tekand’ın uyarısı ise yerinde: “Derslere başladığınızın ikinci günü benden dizilerde rol bulmamı istemeyin!”

10/08/2010, Erdinç Utku (İlk olarak 8 Ağustos 2010 tarihli Cumhuriyet Gazetesi'nde yayımlanmıştır.)

4.5 / 5 (11 Oylama)


erdincutku@binfikir.be


 



 

Yazar ve Çizerler

© 2004-2007 
OpenWings