SEÇİLEN SAYISI MI, YOKSA SEÇİLENİN NİTELİĞİ Mİ DAHA ÖNEMLİ?
Köşe başından adam işaret etmeye karşıyım. Bizim halkın sağduyulu karar verdiğini ve doğru seçimler yaptığını düşünüyorum. Ama bir konuda
da görüşümü yazmadan edemeyeceğim. Tutturmuşlar bir “ne kadar çok Türk kökenli adayı meclise sokabilirsek iyidir” geyik muhabbeti gidiyor. Sahi
hanginiz hatırlıyor PS’ten Brüksel Parlamentosu’nda bir milletvekilimiz olduğunu? Evet evet, Emir Kır dışında bir aday daha seçilmişti ve bir dönem
bölge milletvekilliği yaptı! Şimdi böylesi 100 tane milletvekilini meclise soksan kime ne faydası olacak? Kağıt kürek işlerinden bahsetmiyorum. Ya da
ortalığı afişle donatma başarısından! Kendisine oy verenleri mecliste gereğince temsil edebiliyor mu? İşte bütün mesele bu! İş seçilmekle bitmiyor, seçilmekle başlıyor!
Her partide durum böyle. Geçiyordum uğradım diye aday olanlar, ya da başka amaçları için adaylığı atlama tahtası olarak görenler zaten kalıcı
olamıyor. Pırıl pırıl donanımlı gençler sırada bekliyor. Görevde bulunduğu süre içerisinde arı gibi çalışanlarla siyasete yeni bir yaklaşım getiren yeni
kuşak gençler bu seçimlerden karlı çıkacak. Ben oyların kendini kanıtlamış deneyimli siyasetçilerde ya da gelecek vadeden genç kuşaklarda birleşmesinden yanayım. Kapasiteli ve partisinin değer verdiği insanlar arkalarına seçmen desteğini alınca çok daha yararlı konumlara gelebiliyorlar.
BRÜKSEL’İN KUBİLAY UYGUN’U!
İlk olarak Lijst De Decker’den seçilebilir bir sıra ya da milletvekili maaşı kadar maaş alınan bir iş sözü ile Open Vld’ye transfer olan ve sadece 2 hafta
sonra eski partisi LDD’e geri dönen Belçikalı politikacı bana “Uygunsuz vaziyetlerin adamı” Afyonlu meşhur fırıldak Kubilay Uygun’u anımsatmıştı. Haberi yaparken arkadaşlara acaba “Belçika’nın Kubilay’ı” diye mi başlık atsak diye sormuştum. Araya başka şeyler girdi ve o öyle kaldı. Geçen Cuma Brüksel’de dolaşırken genç bir Türk kökenli adayın afişini görünce gözlerime inanamadım. Sakın umutlanmayın, isim vermeyeceğim. Ama size bir ipucu vereyim. 2006 yılında kendisiyle yaptığım söyleşide faal olduğu partisinden genç yaşta o sırada aday olduğu partiye geçtiğini duyunca hakkında “Genç yaşta bu işi öğrenmiş, tam Türkiye’de siyaset yapacak biri” ya da “Siyasette gelecek vadediyor” türünden bir yorum yapmıştım. Ve
çok genç yaşta 3. partisine geçerek beni yanıltmadı. Şahsen kendisi ile gurur duyuyorum. Belçika’da siyasette bir yere varacağını sanmıyorum ama olur ya yarın birgün Türkiye’ye giderse tüm oyları silip süpürür! Transfer konusunda hassas olan adaylara bir aforizmamı hatırlatarak bitireyim
yazımı: “Ne kadar dönersen dön, kendine varırsın!”
Not: Bu yazıyı okuyunca en az aklınıza 2-3 UYGUN aday gelecek. Fakat benim bahsettiğim adayın kendisi ve birkaç kişi dışında aslında kimden bahsettiğimin bilinmesi zor.
06/06/2009, Erdinç Utku, Binfikir Gazetesi Haziran 2009 sayısı köşe yazısı