Seçimlerde kendisinin de aday olacağını söyleyen Siska dünyayı eşek cennetine çeviren politikacılardan biri olamadan aramızdan ayrıldı. Güzel gözleri açık gitmiştir mutlaka! Bu ayki köşemi kendisi ile 2006 yılında yaptığım söyleşiye ayırıyorum.
Josaphatpark en ünlü ve en sevilen sakinini kaybetti. Ağır enfeksiyon nedeniyle hayvan kliniğine götürülen Siska yaşamını yitirdi. Çok fazla acı çektiği
tespit edilen Siska’nın daha fazla acı çekmemesi için yaşamına son verildiği öğrenildi. Siska 30 yaşındaydı ve Josaphatpark’ta özel mekanı vardı. Siska Schaerbeek Belediyesi’nin maskotu haline gelmişti. Josaphatpark Türkler arasında "Eşekli Park" olarak da adlandırılıyor. Siska’nın anısına köşemi www.binfikir.be sitesinin Güldürimece bölümü için kendisi ile 30 Temmuz 2006 tarihinde yaptığım söyleşinin bir özetine ayırıyorum.
***
Tam Josaphat Parkı’nda arkadan biri seslendi: “Hişt nöbetçi yazar”. Dönüp baktım, kimsecikler yok. Sadece Josaphat Parkı’nın meşhur eşeği Siska var. Allah Allah deyip tekrar yola koyuldum. Tatil hayallerine daldım. Aynı ses bu kez daha gür bir şekilde: “Erdinç sana sesleniyorum duymuyor musun, benim ben, Siska...” Gözlerime inanamadım, Siska dile gelmişti. “Herkesle konuştun, nöbetçi yazar ayaklarıyla onları tanıttın ama bir kez
olsun gelip benim görüşümü sormadın. Burada başçavuşun eşeği mi osuruyor? Schaerbeek’i ve Schaerbeekli’yi benden iyi bilen mi var? Parka bile “Eşekli Park” demiyor musunuz? Milleti nasıl ‘inek yerine koyduklarını’ anlatacağım size” “Yapma şimdi Siska, ben sadece yerel seçimlerde aday olanlarla görüşüyorum” dediysem de baş edemedim. “Adayları görünce bana da cesaret geldi. Önümüzdeki seçimlerde ben de aday olacağım. Hem aday olmasam da bana bir torpil geçmek zorundasın. Zamanında kızının verdiği elmaları, armutları, sevinsin diye beğenmesem de hapur hupur yedim, mutlu olsun kızcağız diye. ‘Elmalar bana, armutların iyisi babana’ falan da demedim.”
VE SÖYLEŞİMİZE BAŞLADIK
Daha önce de konuştuğum adaylar benzeri sorunları sıralıyor ve yaklaşık aynı çözümleri öneriyorlar. Peki o zaman bu kadar çok Türk adaya ne gerek var, her parti en güçlü birkaç Türkü aday gösterse ya!
Siska: Oyun çok basit; partiler kendi siyasi çizgilerini buzdolabına koyup, Türk toplumunun değişik kesimlerinden oy toplayabilmek için her kesime
uygun aday gösteriyor, yani nabza göre aday veriyorlar. Gel vatandaş geeeeel, adayın sana en uygunu bizde! Ne arasan var! Buyur abla içeri gir, çeşitlerimiz içeride! Abicim hiç çekinme, giriş bedava, gelsene içeri, seç beğen oy kullan! Haa geçen seçimlerde sen gidip, dansözlerle adayların posterlerinin yanyana durduğu restoranlarda fotoğraf çekip, “Dansözlerle politikacılar arasında ne fark var?” diye sormuştun. Bu seçimlerde de soracak mısın?
Siska bak haddini bil. Burada soruları ben sorarım.
Siska: Pardon?
Akşama uçağım kalkıyor. Biraz kısa keselim söyleşiyi. Şu Brüksel’e eşek sırtında Nasrettin Hoca heykeli dikilmesi projesine ne diyorsun?
Siska: Benim bir önerim var. Nasrettin Hoca heykeli dikme fikrinden hemen vazgeçsinler. Schaerbeek’te belediyenin hemen önüne başka bir heykel
dikmelerini istiyorum.
Ne heykeli bu şimdi, adamlar biriyle baş edemiyorlar. Sen ikincisiyle kafa karıştırma.
Siska: Valla çok şahane bir heykel fikri. Hem de fikir sana ait. Politikacılar fikir benimdi kavgası da yapmazlar.
Git yaa, ben heykel fikri falan vermedim.
Siska: Verdin, verdin. Hem de süper bir heykel fikri. Ben ona “Traji komik Türk politikacısı” adını veriyorum. Poposunda “bar code” ve “son kullanma tarihi” var. Yüzünde de saat başı değişecek olan bir maske.
19/02/2009, Erdinç Utku , Binfikir Gazetesi Şubat 2008 köşe yazısı