2005 yılında Belçika’da oynanan ve Avrupalı Türklerin trajikomik hallerini sergileyen “Akıntıya Yürek Çekmek – Üçüncü Viyana Kuşatması” adlı oyunumda “Gentli Kör Hoca”lı bir bölüm vardı. Gerçek yaşamdan gözlemlerden yola çıkarak kaleme aldığım Gentli Kör Hoca işi ilerletmiş. (Bazen de yazdığı muskalar yüzünden işler karışıyor tabii.) Oyundan kısa bir bölüm alacağım yazıma:
“... Fadik Garı: Vah vah… Kesin bu Flamanca muska yüzündendir. Yüce Allah’a kâfirin diliyle muska yazılır mı hiç? Oğlum n’oldu, hoca efendi gelmedi? Bi ara istersen...
Adam 2: (telefon eder) Aa, müşteri hizmetleri çıkıyor.
Fondaki ses: Gentli Kör Hoca müşteri hizmetlerine hoş geldiniz. Türkçe olarak devam etmek istiyorsanız 1’e basınız, voor Nederlands druk op 2, poor Français pressez 3, for English dial 4.
Fadik Garı: Ne duruyon oğlum, Türkçe için 1’e bassana...
Adam 2: Hemen abla (1’e basar)
Fondaki ses: Büyü yaptırmak için 1’e, büyü bozdurmak için 2’ye, vize ve oturum sorunları için 3’e, ruhsal sorunlar için 4’e, mali sorunlar için 5’e, kısmet açtırmak için 6’ya, cin kovdurmak için 7’ye, cinsel sorunlar için SEKS... şey yani 8’e, iş için 9’a...”
Kendimce gerçekleri biraz abartıp mizah yaptığımı sanıyordum ama hayat yine mizahı sollamış. Durum çok daha vahim olmasaydı, Diyanet Vakfı, Belçika’da “İslam inancı ve dini yaşamımıza giren hurafeler” başlığı altında bir dizi panel düzenleme gereği duyar mıydı? Bunlardan birini ben de izledim. Din Hizmetleri Müşaviri ve Belçika Diyanet Vakfı Başkanı Prof. Dr. Halife Keskin, “İnsanlar bazen korkularından dolayı dinin sağına soluna bir şeyler eklediler” diye özetledi durumu. Çukurova Üniversitesi’nden Prof. Dr. Alper Güvel, “Belçika’ya geldiğimiz 4 gündür Belçika’da mıyız yoksa Anadolu’nun bir kasabasında mıyız fark edemedim. Henüz Belçika’yı doğru dürüst göremedik” diyerek Belçika’daki Türklerin kültürlerine bağlılığını ve tutkunluğunu övdü. Kültürlerine bağlı olan Türkler, Anadolu’da yayılan hurafeleri de Anadolu’dan Avrupa’ya kadar taşımışlar. Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı ve Hadis Anabilim Dalı Başkanı Ali Osman Ateş konuşmasına Türkçe gazetelerin Avrupa baskılarındaki medyum ve falcı ilanlarını okuyarak başladı ve “Allah’la arana herhangi bir şeyi koymayacaksın. Cahiliye döneminde sihir, büyü, muskacılık, kehanet, yıldızlardan yardım istemek, uğursuzluk inancı yaygındı. Bunlar Anadolu’ya da yayılmış. Bu kişiler din istismarcıları, din sömürücüleridir. Dine aykırı işleri yaparak insanları soyuyorlar. Bir de utanmadan ben hocayım diyorlar. Bunlar şarlatan ve sahtekârlar” dedi. Prof. Ateş, Anadolu’da yayılan hurafelerin Anadolu’dan Avro’ları uğruna Avrupalı Türklere kadar taşındığını söyledi.
Prof. Ateş’in bahsettiği ilanları bir de ben kontrol ettim. Hoca’nın anlattıkları az bile! Hele bir bakın şu şarlatanların, din sömürücülerinin verdiklerinin ilanlara!
“Dikkat!! Fal bakmıyorum. Yıldızname Bakılır. Müneccimbaşı Ali Hoca Stuttgart’ta. Doktorların aciz kaldığı hastalıklarda; her türlü muska, büyü, sinir, bağ, nazar; evham, vesvese, ruhi bunalım; şiddetli aile geçimsizlikleri, cinsel sorunlarınız; çocukların hastalıkları (korku, ıslatma, kekeleme); yaptığım işin arkasındayım.”
“Dünyaca Ünlü Medyum Şehzade Hoca – Politika, ekonomi, spor ve iş dünyasının vazgeçilmez ismi Şehzade Hoca. Sevgi, aşk, para, iş, kısmet açma, nazar, büyü bozma ve ailece her türlü soru ve sorunlarınıza, sırlarınıza, çözüm ve çareler bulmada tecrübem ile yardımcı olurum. Yıldızname, astroloji ve dünyada ilk kez fotoğraftan bakım”.
“Esma Bacı – Tarot, su falı, kahve falı, yıldızname, evlilik, aşk ve her türlü sorunlarınıza çare.”
“Fadime Hoca – Fıldız falınıza bakılır.” “Medyumunuz Yıldız – Tarot, su falı ve yıldıznameye bakılır. Astrolojik harita çıkartılıp, burç yorumları yapılır. Rüya yorumlanır. Büyü bozulur.” “Fallardan istikbalinizi dinlemek sizin elinizde. Geçmişte yaşanmış açık cevapsız olayları tüm samimiyetimizle ve yeteneğimizle izah edelim. – Cabrail”
Saatlerce anlatımdan sonra Belçikalı Türklerden gelen sorular insanı daha da karamsarlığa iten türdendi: “Zemzem suyu içmek faydalı mıdır?”, “Gümüş nazara iyi gelir mi?”
Bu işte iyi para var. Yoksa biz de yazmayı çizmeyi bırakıp şarlatanlığa ve din sömürücülüğüne mi başlasak? Üstelik krizde müşteri sayısı da artar!
11/01/2009, Erdinç Utku (İlk olarak bugünkü Cumhuriyet gazetesinde yayınlanmıştır)