Devleti bir kahramana benzetmek gerekirse ben devlete Sinterklaas’tan daha uygun düşen kahramanın Robin Hood olduğunu düşünüyorum. Ali Baba ve Kırk Haramiler düzeninden, zenginden alıp fakire verilen Robin Hood düzenine geçmenin zamanı gelmedi mi?
---
Noel Baba efsanesi ile 6 Aralık'ta çocuklara şekerleme ve hediye verilmesi geleneğinin, Nikolas'ı konu alan Hollanda efsanesi Sinterklaas'a dayandığı ve ilk kez Hollandalılar tarafından New Amsterdam'a (günümüz New York City'si) getirildiği kabul edilir. Hollanda, Belçika ve Almanya'da Sinterklaas adına büyük kutlamalar düzenlenir. Aslında Flamanca "Sinterklaas" kelimesi New Amsterdamlılar (sonradan New York) tarafından yanlış telaffuz edilmesiyle Santa Claus şekline dönüşmüştür. Belçika’da da çocukların, her yıl Kasım ayı ortalarında başlayan sevimli heyecanının kahramanı Antalya
Demre ya da tarihi ismiyle Myralı Saint Nicolas’ydı. Saint Nicolas’nın doğum günü olan 6 Aralık öncesinde TV ekranlarından alışveriş merkezlerine, caddelere sokaklara kadar her yer bembeyaz sakallı Saint Nicolas’larla doldu taştı. Yıl boyunca çocuklar ne kadar uslu, ne kadar söz dinlerlerse, Sinterklaas’ın ödülü de o kadar büyük oluyor.
7 yaşındaki kızım da bu heyacanı yaşayanlar arasındaydı. 6 Aralık öncesinde heyecanlı bir şekilde «Baba bazı çocuklar Sinterklaas aslında yok diyorlar. Sinterklaas var değil mi?» diye sorarken gözlerindeki ışıltı «Evet var kızım, gerçek » yanıtından başkasını kabul etmeyecek türdendi. «Evet gerçek kızım. Sinterklaas aslında biziz. Sen şimdi çok fakir olan, oyuncak alamayan bir çocuğa oyuncaklarından birini hediye etmez misin?» dedim. Yanıtı «Tabii ederim» oldu. «Hediye ettiğinde sen de Sinterklaas oluyorsun» dedim. Ve kısaca anlatmaya çalıştım.
Sinterklaas konusunda birbirinden farklı çokça açıklama var. Benim inanmak istediğim öykü Antalya Demre doğumlu tarihsel bir figür olan Piskopos
Nikola'nın fakirlere hediye dağıtmasına dayanıyor. Bilinen en meşhur yardımı da, üç kızı olan bir babayla arasında geçenlerdir. Bu olayın 320'li yıllarda gerçekleştiğine inanılır. Fakir bir babanın kızlarına çeyiz parası karşılayacak durumu yoktur, bu yüzden hiçbir erkek onlarla evlenmek istemez. Böyle bir durumda da kötü yola düşmek zorunda kalabilirler.
Oldukça eğitimli ve zengin bir aileden gelen Nikola da, üç kız için üç külçe altını geceleyin gizlice fakir adamın penceresinden içeri atar. Bu olayın ortaya çıkmasından sonra, o yörede gizlice yapılan birçok yardımın aslında Nikola tarafından yapıldığı anlaşılır. Nikola'nın ölümünden sonra da yöre halkı birbirlerine gizlice hediye vermeye başlar ve bir gelenek oluşur. Kızımın, anlattığımı tamamen anladığını sanmıyorum ama açıklamalarımın
«Evet Sinterklaas gerçek» kısmı onun mutlu olmasına yetti de arttı bile. Sinterklaas dayanışma ruhunun, bir tüketim çılgınlığına dönüştürülmesi ve
hatta Coca Cola figürü haline getirilerek ticarileştirilmesi de yine biz insanların marifeti.
Bireysel olarak hepimizin birer Sinterklaas olarak, ihtiyacı olanlara destek olması insancıl bir düşünce. Ama bu işin kişisel iyiniyetlere bırakılamayacak
kadar önemli olduğunu düşünüyorum. ‘Parayı verenin düdüğü çaldığı ve altta kalanın canının çıktığı’ bir sistemden ihtiyacı olanlara destek olunan bir düzene geçiş mümkün olmalı. Ekonomik kriz, bize insanlığımızı ve daha başka bazı değerleri hatırlattığı için bir fırsat olarak da değerlendirilebilir. Kişilerin birer Sinterklaas olması yetmez. Devlet tekrar temel görevlerini hatırlamalı ve Sinterklaas’lık işini devlet yapmalı. Hatta illa devleti bir kahramana benzetmek gerekirse, ben devlete Sinterklaas’dan daha uygun düşen kahramanın Robin Hood olduğunu düşünüyorum. Ali Baba ve
Kırk Haramiler sisteminden, zenginden alıp fakire verilen Robin Hood düzenine geçmenin zamanı gelmedi mi?
06/01/2009, Erdinç Utku, Binfikir Gazetesi Aralık 2008 köşe yazısı