Mart ayı denince, ilkbahar gelir önce aklınıza, ilk cemrenin düşmesi. Ancak toplum sorunlarını takip edenler için öncelikle 8 Mart Kadınlar günü, sonra da ırkçılıkla mücadele günü gelir akıllara.
Bu, Kadınlar gününde de Belçika Haber’i çıkaran arkadaşlarımız Celil Bey ve Zerrin Hanım Belçika’daki öncü kadınlarımız ile ilgili bir kitapçık girişiminde bulundular. Resmen 7 Mart’ta Kadınlar gününe atfen yapılacak gecede tanıtım yapılarak kutlanacak.
Bildiğim kadarıyla ben de varım bu kitapçıkta. Halbuki orada olması gerekenlerden biri kardeşim Hülya Ertorun’dur. O, benim kadar politize olmamakla birlikte, Belçika’daki göçmen ve özellikle Türk kökenli çocukların eğitimi ile ilgili en çok proje üretmiş, bunların hayata geçirilmesine
vesile olmuş kişidir. Ama nedense göbek partisi düzenleyen kadın « öncüler » çarşaf çarşaf gazeteler de dahil boy gösterirken bu projelerden pek bahsedilmez.
Hülya, Avrupa Türk Akademisyenler Birliği- EATA’nın Belçika şubesinin kurucu üyesidir. Değişik dönemlerde bir kereden fazla başkanlık
yapmıştır. Son yıllarda durağan gibi görünen derneğin aslında 10 yıldır devam eden omurga projesi « abi abla model projesi »dir. Yüksek öğrenim
gören gençler ilkokullardaki kardeşlerine yetersiz kaldıkları derslerde yardımcı oluyorlar. Böylece bu gençler hem çocukları bir bakıma olması gereken
seviyeye yetiştirirken diğer yandan da aynı kökenden eğitim yapan insanlar olarak model olmaktadırlar. Abi abla rolündeki bu gençler de hem biraz
cep harçlığı kazanırken hem de bir sosyal sorumluluğu yerine getirmektedirler. Yılda ortalama 150 çocuktan hesap edin 10 yılda kaç çocuğun eğitimine ailelerden bir kuruş almadan katkıda bulunulmuş. Hülya’nın diğer el attığı proje, Laiklik vakfındaki görevi vesilesiyle koordinasyonunu yaptığı
eğitim projeleri. Ateliers d’Aide à la Réussite yani Başarı için Destek Atölyeleri’ni hayata geçiren mimar bir anlamda. Nerdeyse 15 yıl önce temeli
atılan bu eğitim projesinin felsefesi ise orta eğitimde bazı derslerde geride kalan çocuklara ek dersle destek verip sınıfın seviyesine yetiştirmek.
Burada ise mekan olarak ailelerin güveni açısından okul tercih ediliyor ve atölyeleri mesleği öğretmenlik olanlar üstleniyor. Brüksel’in değişik
semtlerinde devam eden bu projede, bütçeleri el vermediğinden yeni taleplere cevap veremiyorlar.
Şimdi diyeceksiniz ki, niye kardeşinizi öncü kadınlar kitapçığına önermediniz. Çünkü o istemedi. Ben de bu kadar tevazu yeter deyip, Dünya
Kadınlar Günü vesilesiyle eğitime gönül vermiş çağdas bir kadını köşeme taşımak istedim.
12/03/2009, Leyla Ertorun, Binfikir Gazetesi Mart 2009 köşe yazısı