Geçen gün Türk bakkalından çilek aldım. 1,5 Euro’ya küçük paketlere koymuşlar. Mevsime rağmen güzel görünüyorlardı. Aman bu mevsimde
hormonlu şeyler yemeyelim diye bakarken, bakkal “İspanya’dan geliyor, oralar sıcak, niye hormonlu olsun” dedi. Çilekleri yıkarken baktım üzerinde
Freshuelva yazıyor, ‘Huelva çilekleri.’
Bir yerden hatırlıyordum burayı. Evet, tabii yaa. Göçmen işçilerle ilgili okumuştum. Amerika’dan sonra dünyada ikinci çilek üreticileri. Öncelikle Fransızlar ve Almanlar, sonra diğer Avrupalılar çilek yiyebilsinler diye tarım alanında geçici mevsim işçisi olma imkanı vardı.
John Steinbeck’in «Gazap Üzümleri-Les Raisins de la Colère»ini, Yaşar Kemal’in «İnce Memed»ini, «Orta Direk»ini okudunuz mu? Bu romanlar ve diğerleri geçen yüzyılın tarım işçilerinin sömürülüşlerini, ezilişlerini anlattılar bize. Steinbeck geçen yüzyılın ortalarına kadar Amerika’da köleliği ve irgatçılığı anlatırken Yaşar Kemal de geçen yüzyılın ortalarından sonra, Çukurova insanının ırgatçılığını anlatmaktadır. Kendilerine yetecek kadar bile toprağı olmayan bu insanlar karın tokluğuna bir bölgeden bir bölgeye göç ederler. İtilirler, kakılırlar, kavurucu güneşe direnirler rekolte toparlanana kadar.
Modern ırgatçılığı ülkelerin kurumları, aynen ‘60’lı yıllarda İş ve İşçi Bulma Kurumu aracılığıyla Avrupa ülkelerine işçi olarak giden Türkler gibi, planlı bir şekilde örgütlemekteler. Romanya ve Ukranya’dan umduğunu bulamayan Güney-batılı İspanyol tarım üreticileri Fas’ın ulusal kurumu ANAPEC (Agence nationale de promotion et de l’emploi et des compétences) aracılığıyla gereken tarım işçilerini temin etmektedirler.
Şubat ayında, seçilerek alınmış 12 bin tarım işçisi Fas’ın Tanje limanından İspanya’nın Huelva bölgesine çilek toplamak üzere yola çıkmışlardı. 2002
senesinde sayısı 200 olan işçilerin sayısı, 2008’de 12 bine ulaşmıştı. Ancak hasatı kurtarmak için 600 işçiye daha ihtiyaç olduğu duyuruldu.
Kimdi bu işçiler? 12 bin tarım işçisinin hemen hemen hepsi kadınlardan oluşuyor. Sağlıklı, 18 ile 40 yaş arası bu kadın işçiler, kırsal kesimden ve bakmakla yükümlü oldukları çocukları olanlardan seçiliyor.
Kim bilir, sosyal amaçlı düşünerek yükü ağır olanlara mı şans veriliyor, yoksa üç aylık kontrat sonrası çocuğu olanların memlekete dönmesini garantilemek için mi? Zira kimsenin bir Avrupa ülkesine tarım işçisi olarak gitmek istemediğini, ama kapağı atmak için bir fırsat olduğu için bu yolu
seçtiklerini ve sonra ülkelerine dönmeyip kaçak işçi olarak kalmayı tercih ettiklerini biliyoruz. Biz kışın çilek yiyebiliyorken, Onlar da yemesi konaklaması işverene ait olmak üzere gündeliği 35 Euro’ya 6,5 saat çilek topluyorlardı. Eğer düzgün çalışırlarsa geri gelme hakkını kazanarak.
21/03/2008, Leyla Ertorun, Binfikir Gazetesi Mart 2008 sayısı köşe yazısı