11 Eylül’de Brüksel’de Avrupa’nın değişik ülkelerinden İslam karşıtları yasaklanmasına karşın bir araya gelip “Avrupa’nın islamlaştırılmasını protesto edecek. Avrupa'da 10 milyon Müslüman yaşıyor ve bunların büyük bir kısmını Türk toplumu oluşturuyor. Müslümanlar ve diğer yabancılar birkaç kuşaktır bu ülkelere yerleşmişler, hatta yurttaşı olmuşlardır. Ancak bu ülkelerde göç politikası olmadığından, nasıl olsa çalışıp gidecekler mantığıyla çalışanların insan olarak topluma uyumlarını sağlayacak hiçbir girişimde bulunmamışlardır. Göçmenlerse nasıl olsa bir kaç yıl para biriktirip gideceğiz, bu elin memleketinde özümüzden bir şey kaybetmiyelim diye örf, adet ve dine daha da sığınmışlardır. Ne kendi ülkelerindeki ilerlemeye ne de yaşadıkları toplumdakine ayak uydurmamışlardır. Buna sosyolojide kültürün kristalleşmesi denir. Kendini dışarıya karşı korumak üzere her sey o döneme göre dondurulmustur. Örnegin New York'un göbeğinde yaşayan Çinliler İngilizce bile öğrenmeden hayatlarını ölene kadar Chinatown'da sürdürebilmektedir. Aynı şekilde Amerika'ya giden Napoliler İtalya'da kalmış Napolilerden daha bağlıdırlar din ve adetlerine. Ve yine aynı şekilde Emirdağ'ın köylerinde kızlar artık ekmek yapmayıp ekmeği çarsıdan alırken, Brüksel'de yaşayan Emirdağlılar biraraya gelip kış için erişte kesmekte, yufka yapmaktadırlar.
Bir de kısmen Belçika'da ama daha çok İngiltere'de ve Hollanda'da toplumun cemaatlere ayrılarak yönetilmesi, toplumların kaynaşmasını engellemekte, toplumsal dayanışma ve paylasım da sekteye uğratmaktadır.
Avrupa Birliği'nin son ırkçılığı izleme raporunda, Avrupa'da ırkçılığın ve yabancı düşmanlığının arttığına işaret ediliyor. Birçok A.B. ülkesinde bazı yasa ve önlemlerin alınmış olmasına rağmen uygulamada sorunlar yaşandığınıa ve ihlallerin yaptırımsız kaldığına dikkat çekiliyor. Hollanda ve Belçika'da ayrımcılığa en çok maruz kalan grupların Faslılar ve Türkler olduğu belirtiliyor. Etnik ayrımcılık bariz bir şekilde kendini gösteriyor, İsminizin farklı olması böyle bir muameleye maruz kalmanın bir riski. Belçika'da birkaç yıl önce bir interim şirketinin yabancı kökenlileri ayrı bir veri tabanında tutttuğu ortaya çıkmıştı. Bazı şirketler bir kampanya dahilinde çok kültürlülüğü teşvik etmek için ilanlar verdiler. Eşit fırsatlar için mücadele edenler, ülkenin ilk işvereni olan devlet kurumlarının örnek olmalarını ve yabancı kökenli gençlerin işe alımını teşvik etmeleri gerektiğini savunuyorlar.
Bunları bir nebze de yenmenin yolu;
1. her türlü ayrımcılığı gerekli mercilere ya da derneklere bidirerek denetimi kolaylaştırma.
2. bu tür muamelelere maruz kalanların deneyimlerini paylaşarak birlikte hareket etmeleri, karşı durmaları.
01/10/2007, Leyla Ertorun, Binfikir Gazetesi Eylül 2007 sayısı köşe yazısı