25 yıldır verdiği mücadele sonunda kazanılan AB dışı ülkelerden gelenlerin ilk kez oy kullandıklarını göremeden hayata gözlerini yumdu dostum Mangot.
«Demokrasimizi genişletmek için yabancılara yerel seçimlerde oy hakkı olanağı verilmesi için 25 yıldır verdiğimiz mücadele sonucunda elde ettiğimiz ‘zaferimiz’ biraz buruk oldu». Bu cümleyi Thérèse Mangot’nun Agenda Culturel dergisi için kaleme aldığı oy hakkı konusunda « Acı bir tat bırakan küçük bir adım » başlıklı son yazısından aldık.
Thérèse Mangot, 14 Haziran 2006’da uzun süredir mücadale ettiği o illet hastalığın pençesinden kurtulamayarak hayata gözlerini yumdu. Peki kimdi Thérèse Mangot ? Irkçılıkla mücadele derneği MRAX’ın eski başkanı, yine MRAX’ın ve CBAI (Brüksel Kültürlerarası Eylem Merkezi) dergisinin yazı işleri üyesi. İkisinde de birlikte çalıştık. Kültürel farklılıklar çabasında bir devlet memuruydu. Ama biz onu bir memurdan çok yabancı hakları için mücadele eden bir ilerici olarak tanıdık. 11 Eylül sonrası müslümanların sürekli hedef gösterilmesinin karşısında duran, Yahudi bir Belçikalı, kalben komünist ama mantiken Sosyalist Parti üyesi, Avrupa Konseyi’nin fahri danışmanı, Kültürler Arası Dialog Platformu üyesi ve kendisinden çok şey öğrenebileceğimiz bir hanımdı.
1980’de kurulan «Objectif 82» «Hedef 1982» Herkes için oy hakkı çerçevesinde yer almıştı ve son yazısı olduğunu bilmediği yazısında da bundan bahsediyor ve şunları yazıyordu : «İkide bir vatandaşlığın öneminden bahseden politikacılar, iş yabancıların katılımına gelince, henüz “olgun” olmadıklarını düşünüyorlardı tıpkı 1948’de kadınların bu konuda henüz reşit olmadığını düşündükleri gibi. Hatta 1987’de bazı politikacılar yabancıların eşlerine eşit davranmadığını bahane olarak öne sürüyorlardı, o zamanlar henüz müslümanlar ayrımı yapmıyor, bütün yabancılardan bahsediyorlardı.
Sonra Faslı küçük Loubna’nın öldürülmesinden sonra Büyük Cami’deki merasim de başbakan, yabancıların da oy vermesinin zamanının geldiğini söylüyordu.
Daha sonra en iyisi vatandaşlık alsınlar onu kolaylaştıralım dediler. Ancak ilericiler Belçika vatandaşı olmakla oy hakkını ayırmak gerektiğini savundular. Üstelik sadece Avrupalı olmayan yabancılar rağbet etmişti vatandaşlığa, İspanyollar, İtalyanlar ilgilenmemişlerdi. Oy hakkı verilsin mi verilmesin mi oyalaması sürerken yabancıların bazıları Belçika vatandaşı olarak parti listelerinde yerlerini almışlardı bile. Üstelik onları listeye koyarak hem kendi topluluklarından oy toplamalarını bekliyorlar hem de etnik oy topladıkları için eleştiriyorlardı.»
25 yıldır verdiği mücadele sonunda kazanılan AB dışı ülkelerden gelenlerin ilk kez oy kullandıklarını göremeden hayata gözlerini yumdu dostum Mangot. Emeklerini saygıyla anıyoruz.