80’li yıllarda Belçika’da daha yeni olmamıza rağmen oy hakkı ile ilgili düzenlenen platformlara giderdim. Sonra 1985’te Hollanda’da yabancılara oy hakkının tanınması ile birlikte üniversite yıllarında da bu tür etkinliklere katılıp “yabanclar oy kullanmak için henüz hazırlıklı değil” diyenlere, “aynı şeyi yıllar önce kadınlara da demişler. Kadınlar oylarını ‘yanlış’ kullanırlar, oy kullanacak yeterli politik olgunlukları yok diye diye 2. Dünya Savaşı’nın sonuna kadar bekletmişler” hatırlatmasını yapıyorduk.
Biz de Hollanda’daki Türklerin katılımına işaret ederek “bakın %90 gibi bir katılım elde edildi. Türkler bu demokratik katılıma alışık” diyorduk.
Kendi adıma da bir gün Belçika vatandaşı olabilme ihtimalini bile buna bağlamıştım. Önce yabancı olarak bir kez oy kullandıktan sonra bunu yapmayı düşünürken birçok iş ve doktora bursu fırsatı da bu yüzden kaçtı. Üniversite sonrası Türk kontenjanından stajer olarak girdiğim Avrupa Birliği’nin memur sınavlarına da bu yüzden katılamadım. Öyle ki, bizim dönemimizde, yani 10-15 yıl önce Erasmus öğrenci değişim programına katılma hakkımız bile yoktu.
Yabancıların oy hakkı tartışmalarının en acıklı yanı ise yabancıların uyumu ile ilgili çalıştığım kamu kurumundaki Faslı iş arkadaşlarımdan tutun da üniversitedeki göçmen işçi çocuğu olan Türk kökenli bir çok arkadaşımızın da buna karşı olması idi. Her ne kadar daha sonraları bazıları politikaya girince bu fikirlerini değiştirip doğru yolu bulmuşlarsa da.
Şimdi sizden rica ediyorum, bizim gibi yabancı hakları peşinde yağmur, kar altında yürümüş, boş zamanlarını eğlence yerlerinde değil de bu tür toplantılarda geçirmiş kişilerin emeğinin hatırına ve kendi haklarınızı korumak adına bu fırsatı kullanın. Oyunuzu hür iradenizle seçeceğiniz bir partiye ya da bir veya birkaç adaya vererek, politik arenanın şekillenmesinde sizin de payınız olsun. Örneklendirmek gerekirse, bazı belediyelerde encümen azalarının neredeyse yarısı oy hakkı olmayan yabancılar sayesinde vardı. Nasıl mı? Sandalye sayısı nüfusa göre hesaplandığından örneğin Schaerbeek, Saint-Josse gibi Belediyelerde geçmiş dönemde nüfusun yarısına yakınının oy hakkı olmadığını varsayarsak, belediye meclisinin yarısı, seçimini ifade edememiş kişiler sayesinde koltuğunda oturuyordu.
Yalnız burada söylemek istediğim, tabii ki oyların kökenlere göre yönlendirilmesi değil. Duyarlı politikacılar her partide ve her kökenden var. Hatta bazıları yabancıların sorunları ile onların kendilerinden bile daha çok ilgilenmişler.
Siz de duyarlılığınızı gösterin ve haklarınıza sahip çıkın.