Brüksel’deki Amazone Derneği'nin kuruluşu sanırım 10 yıl kadar önceydi. Dönemin bakanlarından Miet Smets’in çabasıyla bütün kadın derneklerine aynı çatıda toplanma imkanı sağlamayı amaçlıyordu. Bir kütüphanesi ve bir restoranı olan derneğin çatısı altında birçok dernek ve federasyon barınıyor.
Bazı derneklerin sadece bir posta kutusu var ama isterlerse toplantı salonu gibi ortak kullanım alanlarından daha uygun bir fiyata yararlanabiliyorlar.
Amazone derneğinin yeni bir girişimi de 3 değisik müslüman toplumlu ülkede kadının statüsünü tartışmak. Projenin başlığı « Kadınlar ve geçiş dönemindeki toplumlar. »
Ben de bir yıldır Avrupa’nın değişik şehirlerine gidip kâh TR-A.B. ilişkilerini, kâh Belçika’daki Türk toplumunu ve kadın sorunlarını anlatıyorum. Geçtiğimiz Ocak ayında da Paris’e ACORT derneğinin Fransız Meclisinde düzenlediği bir konferansa konusmacı olarak katıldım. Dönüşümde de Frankofon Kadınlar Konseyi’nin Türk kadını ile ilgili düzenlemek istediği konferansa yardımcı olmaya çalışırken Amazone’nun projesine davet edildim. Türk kadınının konumunu Belçika’da yaşayan Türk kadınları ile parallellik kurarak ele almam istendi.
Projenin ilk toplantısı Fas’ın Kasablanka şehrinde yapıldı. Yeni Kral VI. Mohammed’in yapmak istediği değişiklikler arasında en fazla konuşulanı Mudavana, yani yeni medeni kanun. Belçika’da da geçen yıldan beri nerdeyse her ay bu konuyla ilgili bir konferans düzenleniyor. Belçika’da yaşayan önemli bir Fas kökenli topluluk olduğu için konuyu anlamak için bu toplantılara ben de gitmiştim. Ancak bilgilerimiz, Kasablanka’da görüşünü alabildigimiz farklı düsüncelerde hukukçular, toplumbilimciler sayesinde daha da pekişti. Pek çok entellektüelin katıldığı ilk günkü konferansta Mudavana’nın bir şeyler getirdiği konusunda bir çok kişi hemfikirdi ama uygulama konusunda pekçok endişe vardı. Bir de sık sık bu konularda referansın/dayanağın islami mi evrensel mi olması yönündeydi. Bazıları bu değerlerin birbiriyle çatışmadığını söylerken bazıları da aksine dikkati çekiyordu.
Türk Kadını heyetinden Prof. Şirin Tekeli, gazeteci Ayse Düzkan, avukat Hülya Gülbahar ve benim en çok şaşırdığımız nokta da bu konuşulan gelişmelerin bir poligamiyi(çokeşlilik) bile yasaklamadığı, sadece bir yargıcın iznine bırakıldığıydı.