Frekansların tekrar gözden geçirilmesi ve yeni frekanslar için herhangi bir karar alınmadı. Bu yasal beklenti esnasında yayın yaparak durumlarını meşrulaştırmaya çalışan değişik Türkçe yayınlar da var.
Geçen gün radyoda FM kısa dalgada bir program arıyordum. Üç ayrı frekansta Türkçe yayına rastgeldim. FM 95.8, 100.3 ve 107. Birisi, frekans girişiminde bulunan Pasha radyonun yayını, diğer ikisinden birisinin Gold radyo olabileceğini öğrendik, üçüncünün de başka yayın mı olduğunu yoksa bir diğerinin tekrarı mı olduğunu anlayamadık. Tekrar dinlemeye çalıstığımız da ise alamadık.
Geçen yıl da, Arap frekansında yayın yapan Türk FM’den arkadaşlar da daha fazla yayın yapabilecekleri başka bir frekansa geçtiler. Ama onlara bu olasılığı sağlayan frekans yasal değildi ve bir süre sonra bitti.
Radyo ve televizyondan sorumlu frankofon bakan Fadila Laanan göreve gelir gelmez bu karmaşaya bir son vereceklerini ve geçen Eylül ayinda frekans dağıtımını nihayetlendireceklerini söyledi.
Ama henüz hiç bir şey sonuçlanmadı. Hâla bazı radyolar, sadece Türkler değil, boş buldukları yerden yayın yapıyorlar ya da mevcut radyolar yayın gücünü yükselterek diğerlerinin parazitli yayın yapmasına neden oluyorlar. Brüksel Flaman bölgesinde olduğundan, özellikle bölgeye yakın Flaman radyoları bu yüzden Radyo Televizyon Yüksek Kuruluna sık sık şikayette bulunuyorlar.
Bildiğimiz kadarıyla frekansların tekrar gözden geçirilmesi ve yeni frekanslar için herhangi bir karar alınmadı. Bu yasal beklenti esnasında yayın yaparak durumlarını meşrulaştırmaya çalışan değişik Türkçe yayınlar da var. Ancak eğer öyle bir olasılık var ise bile, bu bir tane Türkçe frekans için mümkün olacak. Bir birlik ve konsensus oluşturarak bir frekans başvurusu yapmak yerine herkes « kendi çöplüğünde kral olmayı » tercih ediyor. Halbuki bu kargaşalığı bahane ederek otoritelerin kendilerini o tek olasılıktan da mahrum edebileceklerini düşünmüyorlar. Nitekim ilk Körfez krizinde Arapça frekanstan taraflı yayınlar yapılıyor diye bayağı sıkıntılar yaşanmıştı ve politikacıların desteği ile bir alternatif grup bile ortaya çıkmıştı. Ve, bu olay taa Danıştay’a kadar gitmişti.
Bütün bu radyocular bir tek sey de haklılar, o da « radyomu istiyorum » demekte. Hatta bu ifade özgürlüğü aracı için çok geç bile kalındı. Ama herkes bir şeyi de anlamalı. Bir pastayı paylaşmayı ve konsensüs ülkesi Belçika’da başka türlü olamayacağını.
Paylaşacağız, birbirimize tahammül edeceğiz, hoşgörülü davranacağız ve yayını reklamla kirletmeyeceğiz.