21 Mart bizim yaşadığımız bölgelerde, yani Avrupa’da, Türkiye’de, İlkbahar’a girdiğimiz gün. İçimizin kıpır kıpır olduğu, havaların ısınmaya başladığı, doğanın canlandığı günler. Nevruz’da bu anlamı taşıyan kutlamalardan biri. Özellikle İran ve Türkiye’nin Güney Doğusunda kutlanmakla birlikte, Türkiye’de Nevruz’a yüklenen politik anlam yüzünden çekimserlik bütün kitleleri birleştiremiyor, ne yazık ki.
Son Nevruz’da yaşananlar da cabası...
Diğer yandan 21 Mart, ırkçılıkla mücadele günü. Biz Avrupa’da yaşayanların daha çok bildiği, karşılastığı bir durum var ki, onun adı da ırkçılık. Bu anlamlı güne denk gelen bir çok etkinlik düzenlenilir, Brüksel’de ve Batı Avrupa’nın diğer illlerinde. İkinci Dünya Savaşında yaşananların acısını henüz unutamamış, sargılarını saramamıs Avrupa o günlere dönmek istemiyor. Hatta 6 Avrupa ülkesi, Avrupa Birliginin temelini o politik kaygıyla atıyor.
Ne yazık ki, 50 yil sonra, Avrupa’da 10 milyon müslümanın varlığı, 11 Eylül 2001 olayları, bazılarının Mussolini’yi, Hitler’i hortlatma isteklerini arttırdı. Ayrımcılık sadece dinsel farklılığı içermiyor ancak ırkçılar « kültürel » olarak kendilerine en uzak buldukları toplumları, Fas ve Türk kökenlileri işaret ediyorlar genellikle. Ancak ırkçılık tek yönlü değil, Filistin adına Yahudi bir genci bıçaklayan Fas kökenli müslüman gencin yaptiğı da pek farklı değil.
Irkçılıkla, ayrımcılıkla mücadele, yaşamin her anında, her mercide olmalı. Sadece yılda bir kez hatırlanan bir özel gün olmamalı ama genis kitleleri duyarlı kılmak için hiç olmazsa o gün bari bir seyler yapılmalı.
Benim de yıllardır çalısmalarına katıldıgım, son bir kaç yıldır da bunu derginin yazı kuruluna katılarak yaptığım, MRAX’ın (Mouvement contre le Racisme, l’Antisémitisme et la Xénophobie- Irkçılık, Yahudi Karşıtçılığı ve Yabancı Düşmanlığıyla Mücadele Hareketi) dergisinden bir alıntıyı sizlerle paylasmak istiyorum.
Yalnız yazı biraz uzun olduğundan bölmemek için tamamını bundan sonraki yazıma aktarıyorum.
Bu arada konuyla bağlantılı olduğu için size bir de ufak haber iletmek istiyorum. Eski ağir siklet boks şampiyonu Mohammed Ali’yi herkes biliyor sanıyorum. Efsaneleşmiş boksöre , Amerika’da ayrımcılıkla ve Siyahi’lerin kültürel haklari için mücadele ettiği için 17 Aralık’ta Berlin’de bir ödül verilecekmiş. Alman nükleer fizikçi Otto Hahn’ın adını taşıyan « Otto Hahn Barış Madalyonu ».
Ve, beş satırlık bir şiirle, bugünün uluslarası şiir günü olduğunu da hatırlayalım mı, ne dersiniz ?
BEŞ SATIRLA
Annelerin ninnilerinden
spikerin okuduğu habere kadar,
yürekte, kitapta ve sokakta yenebilmek yalanı,
anlamak, sevgilim, o, bir müthiş bahtiyarlık,
anlamak gideni ve gelmekte olanı.
Nâzim Hikmet, 1946