Gündemdeki iki konu, siyasetin “meslek” olduğu takdirde topluma vereceğe zarar konusunda güzel örnek oluşturuyor.
Birincisi, Başbakan Herman Van Rompuy’un Avrupa Konseyi’ne gidip gitmeyeceği ve yerine kimin geçeceği tartışması. Son Federal seçimlerde Yves Leterme, 800.000 oy almasına rağmen önce hükümet kuramamış, ardından Guy Verhofstadt’ın kurduğu geçici hükümeti devralıp üst üste yaptığı hatalardan dolayı istifa etmek zorunda kalmıştı. Van Rompuy’den boşalacak bir Başbakanlık koltuğu için ilk aday yine Yves Leterme olacak. Analizler şimdiden başladı. Leterme koltuğu kabul ederse, üzerinde üç kez tökezlediği kurumsal reform dosyasıyla tekrar göz göze gelecek ki bu bakışmadan ne aşk, ne de meşk olacağı herkesin malumu. Yasanın mecliste oylanabilmesi için 100 gün kaldı ve bu süre, müzakereye dayanan bir çözüm bulmak açısından gayet yetersiz. Aynı meselede bir kez daha yenik düşmek, Leterme için siyasi kariyerinin sonu olacaktır. Diğer taraftan görevi kabul etmemek, Leterme tarafından “ben zatan yapamıyorum” mesajı vermek olur. Siyasete “meslek” diye bakınca sorumluluk ve toplumsal görevden kaçıp, gelecek planı düşünmek doğal bir tutum oluyor. Oysa kriz zamanında ve belirsizlik ortamında, halkın oylarıyla göreve getirilen yetkililerin görevden kaçma ve siyası kaos yaratma gibi bir lüksü yok.
İkinci örnek ise, magazin furyasına kapılan siyaset dünyasındaki anketler. Son yapılan bir oylamaya göre Laurette Onkelinx, “Flaman bölgesinde en güçlü kadın” anketinde ilk sırada yer almış. Oneklinx, Radio 1’e yaptığı açıklamada “siyasetin güzel ve yararlı bir meslek olduğunu” açıkladı. Sürekli Frankofon kültürü altında kendini ezilmiş hisseden Flamanların, Valon Onkelinx’i en güçlü kadın seçmesinin çok “olumlu” bir mesaj olduğunu düşünmek abesle iştigaldir. Olsa olsa, tepki sonucu verilmiş ve “artık bizi bırakın” anlamı içeren bir mesajdır. Ve toplumsal bilinçaltında böyle tepkilerin oluşması, siyasetin “meslek” sayıldığı bir ortamda gayet doğal. Şahsen 30 yaşıma yaklaşıyorum ve siyaseti takip etme bilincine ulaştığımdan beri Onkelinx bakanlık yapıyor.
Sonuç: Demokratik ülkelerin temelindeki siyasi görevin bağımsızlığı adına, siyasi yetkililer başka bir işle uğraşmak zorunda kalmamak için maaşa bağlanıyorlar. Ama diğer yandan siyasetin toplumla bağı kopmaması için, göreve talip olanların sürekli değişmesi, herkesin uzmanlık alanındaki tecrübesini siyasete aktaracak şekilde er ya da geç siyasete atılabilmesi; fakat vakti gelince asıl görevine dönmesi gerekiyor. Milletvekili ve bakan maaşları, kariyer yapılacak bir meslek vaadi değil, geçici olarak bağımsızlık adına toplumun verdiği bir ödünçtür. Siyasi görev sayısına sınırlama getirecek bir yasa, demokratik kurallara uygun olmaz zira oyunun kuralı bu: “oy’unu alan seçilir”. Fakat parti düzeni üzerine kurulmuş Belçika siyasetinde kontrol mekanizması ve siyasi değişkenlik adına, partiler kişilerin adaylık sayısını ve süresini mutlaka sınırlandırmak zorunda. Aksi takdirde siyasetin “meslek” olması ve itibar kaybetmesi kaçınılmaz. Bu kural bir zamanlar Yeşiller’de geçerliydi fakat iktidarın tadına varınca onlar da küresel siyaset iklimine boyun eğdiler.
28/11/2009, Erdem Resne
Binfikir gazetesi Kasım 2009 sayısında yayınlanmıştır