Başlık için biraz garip bir cümle oldu ama kuran ben değilim. Hayat bazen ilginç diyaloglar yaşatabiliyor. Hatta öylesine garip cümleler kuruluyor ki, Türkiye'de "Atatürk'ün maneviyatına hakaret"ten yargılanabilecekken, Belçika'da en koyu Atatürkçü bile olaya gülebiliyor.
Brüksel'de Atatürkçü Düşünce Derneği'nin bir yöneticisi, postane şubesine girer. Elinde dernek adına gelmiş bir taahhütlü mektup bildirisi. Fişini alır, sabırla sırasının gelmesini bekler. İşte o an gelir ve yöneticimiz gişe memuruna taahhütlü mektup bildirisini verir. Mektubu almayı beklerken, gişe memuru uyarır: "başkası adına mektup almak yasak!"
Yöneticimiz bunun bir dernek olduğunu, kendisinin de yönetici olarak yetkili olduğunu anlatmaya çalışacakken memur yine kaşlarını çatar ve buyurur: "Hanımefendi, sizin kimliğinizde Atatürk yazmıyor. Siz gidin, Atatürk kendi gelsin!" Derdini bile anlatamamanın üzüntüsüyle yöneticimiz postaneden şaşkın şaşkın çıkar.
Evet bu olay bugün Brüksel'de gerçekten yaşandı. Her ne kadar bir gişe memurundan dört master ve bir yüksek lisans beklenemese de, hayatın her alanında kendini geliştirmenin ve asgari genel kültür sahibi olmanın gerekliliği burada ortaya çıkıyor.
Gerçi bana bu olayı anlatan yöneticiye sonuna kadar inansam da memurun hâlâ bilerek kötü bir şaka yapmış olduğu konusunda kuşkularım var... Ne dersiniz?
Erdem Resne, 14/08/2009