Bahçıvanım derler bağı bilmezler
Gülüş hırsızları, gül hırsızları
Yürekler dağlayan dağı bilmezler
Duygu hırsızları, dil hırsızları
Kargalar her seher etseler zarı
Onlara yer vermez gönül diyarı
Kovana boş girer yabani arı
Emek hırsızları, bal hırsızları
Bizi böyle bölük bölük bölmüşler
Nefse uyup hakikatı silmişler
Ocak zadeliği nerden almışlar
Ocak hırsızları, kül hırsızları
Hüdayi’yim düştüm çileye gama
Yaralar yürekte bak yama yama
Hırsızın hırsızdan farkı yok ama
Onlardan şerefli mal hırsızları
Günlerdir kulağımda bu semah tınlıyor: « Hırsızlar ». Aşık Hüdayi'nin bu muhteşem deyişini, yanıbaşımızdaki büyük İnsan Lütfü Gültekin besteledi. “Gültekinler”in son albümünü dinlerken, bu deyişin tecrübesini bizzat yaşayacağımı bilmiyordum.
Kardeşim dün okuldan çıkarken, çantası çalındı. « Mal hırsızı » diyeceksiniz, Aşık Hüdayi'nin de vurguladığı gibi: “ondan daha şerefsizi mutlaka vardır”. Ama dün çalınan sadece bir çanta değil. Dün çalınan, bir insanın, her türlü zorluğa ve haksızlığa, amansız hastalığa ve ENGEL'e rağmen sergilediği cesaret ve yaşama hakkı.
Kardeşim engelli ve değenekle yürüyor. Bir saniye içinde bacakları beyin hükmünden kesilen, daha bir yıl önce tekerlekli sandalyeye mahkum olan bu genç delikanli, azim, sabır ve mücadele sayesinde değenekle bile olsa bügün yürüyor (ve hep yürüyecek...) Ama çantasını çalan “şeref”sizin peşinden koşacak kadar hızlı değil henüz. Hele “şeref”sizlik, değeneğini itip dengesini bozacak kadar insanlıktan mahrum bir boyuta ulaştığında, ayakta kalması bile zorlaşıyor.
Dün sadece bir çanta çalınmadı. Dün, azimle hayata sarılan bir insanın, çantasının peşinden koşmak, başkaldırmak, hakkını aramak gibi temel özgürlükleri de çantayla birlikte çalındı. Daha da öte, çalınanlarla birlikte, çaresizliği ulu orta gösterilerek ENGEL'i ve o « farklılığının dayanılmaz ağırlığı » “şeref”sizce yüzüne vuruldu. Daha daha da öte, artık normal bir davranış olarak gördüğümüz ve « kendi çantanın peşinden kendin koş » anlamına gelen çevredeki « müdahalesizlik », dün « kendi çantasının peşinden koşamayacak » olan bir insana sergilendiği için, İnsanlik adına umutları çalındı.
Yıllar önce, binlerce kat daha değerli, yepyeni arabam çalındığında bile bu kadar üzülmedim. Hatta arabanın kendisine değil, onun sayesinde yaptığım yolculuklara, gezdiğim yerlere, beynimdeki hatıralara, kavuştuğum insanlara ve gelecek mesafelerin umuduna üzlumüştüm diyebilirim.
Evet... « Onlardan şerefli mal hırsızları ». Ama sadece mal çaldıklarında... Aşık Hüdayi'nin zoruna gitmesin ama, hiçbir hırsızlık mal ile sınırlı değil. Her mal, yanında biraz da umut götürüyor.
01/11/2008, Erdem Resne