Melahat ile O’nu kıskananlar arasında hiçbir fark yoktur. Her kulağa hoş gelen, her daim negatif ve kibirli, her halükarda kopyalanmış tavır ve fikirlerle hepimiz kendi şaşkınlığımıza şaşıyoruz.
Sıradan bir vatandaştır Şaşkın Melahat. Şaşkın dediğime aldanmayın, her konuda en pratik bilgilere sahiptir. Günlük hayatı, en gereksiz alışkanlıkları en iyi şekilde icra etmekle geçer. Bazen Ayşe Teyze’dir Melahat, en kirli lekelerin canına okur çamaşırı yıpratmadan. Bazen Güzin Abla olur etrafındaki diğer Şaşkınlar uğruna, “zaten imkansız olan aşkların” bıraktığı gözyaşlarına kitap ve gazete kupürlerinden çareler bulur. Şaşkın dediğime aldanmayın, hiç de şaşkın bir hali yoktur Melahat’ın, duyuları fişek gibidir, etrafta laf yapılacak ne kadar konu varsa hepsini teker teker kavrar, en kısa zamanda dost meclisi kurup sonuna kadar irdeler.
Savurduğu her fikir popülerdir, çoğunluk tarafından benimsenme özelliğine sahiptir.
Siyaseti de bilir Şaşkın Melahat. Hükümetin kurulamaması onu hiç şaşırtmaz, siyasetçilerin zaten kötü insanlar olduğunu bilir kendince. Kanısına dayanak olarak her akşam RTL veya VTM haber bülteninde izlediği ve genellikle Charleroi gibi kentleri sarsan skandalları sıralayabilir. Bir nevi “orta direk vatandaştır” Melahat; devletine güvenmez ama onu yüceltir; her vergi ödemesi gerektiğinde siyasetçilerin vatandaşı nasıl soyduğunu sayıklar, aldığı ödenekleri bir anda unutuverip.
Topluma ve düzene dair savurduğu her fikir, biraz negatif olma özelliğine sahiptir.
Ne güzel ne de çirkindir Melahat. Şaşkın dediğime aldanmayın, üzerindeki her elbisesini kendine yakıştırmasını bilir. Herkesin alışveriş sefasına katılmaktan öyle keyiflenir ki Melahat, en iyi arkadaşının erkek arkadaşının kardeşinin bile giyim zevkini ezbere bilir. Kendine yakıştıramadığı kırmızı çubuklu kısa elbiseyi, hiç kıskanmadan hediye edebilir, fiziği en uygun arkadaşına. Melahat ile özel günlerin alışverişi çok kısa sürer, aldığı her hediye sahibini şaşmadan mutlu eder, yanılma payı yoktur. Gelgelelim kendi istediğini bir türlü bulamaz Şaşkın Melahat. Arar arar dolaşır, ne aradığını unutur. Aslında etrafın zevkini düşünmekten kendine zevk yaratmayı unutmuştur Melahat, cömertliğinin faturasını öder. Bu yüzden hiç sırıtmadan giydiği her eşyası, aslında herkesten aldığı fikirlerden ortaya çıkan ortalama zevkin eseridir.
Savurduğu her popüler ve negatif fikir, biraz da çalıntı olma özelliğine sahiptir.
Şaşkın Melahat hiç beklenmedik yerlerde görülebiliyor. Kimi zaman eleştirdiği siyasete atılıyor, kimi zaman uzman diye televizyon programlarına katılıyor. Dernek başkanı, medya mensubu, şirket yöneticisi, büyük işadamı, hepsi olabiliyor Şaşkın Melahat. Çok da kıskanılır her başarısında: Melahat’ı şaşkın bilen herkes, O’nu “kendi olması gerektiği yerde” görünce bir tarafları şişer, çocuk gibi maymun iştahına kurban gider. Aslında şaşkınlığı burada gizlidir Melahat’ın, bazen kıskanan kendisidir, Melahat ile O’nu kıskananlar arasında hiçbir fark yoktur. Her kulağa hoş gelen, her daim negatif ve kibirli, her halükarda kopyalanmış tavır ve fikirlerle hepimiz kendi şaşkınlığımıza şaşıyoruz.
Melahat biraz da hepimize benzeme özelliğine sahiptir.
20/12/2007, Erdem Resne Gazetesi Aralık sayısı köşe yazısı