“Beni bu güzel havalar mahvetti” diyecekken, Orhan Veli imdadıma yetişti. Umursamazlık mı, geçici denge veya hormon bozukluğu mudur bilemiyorum ama bu havalarda ciddi yazı yazılmıyor.
Kendimi bırakmışken tam bırakayım dedim: “Gökyüzünü boyayayım her sabah”, veya “Rakı şişesinde balık olayım”... Gündemi hiç hareketli ve çekici olmayan Belçika siyasetinden kurtulmak için her bahar yaptığımı yaptım yine. Orhan Veli şiirleri okudum. İstanbul’dan ayva getirip, nar getirip, döndüm bir edalı yare baktım. Tam da bir elinde cımbız, bir elinde ayna bir bayan düşünürken, okuyucusuna yazı konusu bulduğu için Orhan Veli’ye şükranlarımı ilettim.
Bir elinde cımbız
Bir elinde ayna.
Umurunda mı bu dünya?
Yaklaşan seçimleri en iyi özetleyen cümle bu olsa gerek. Dünya sorunlarına kafa yorması gereken adaylarımız büyük ihtimalle bir ellerinde cımbız, bir ellerinde ayna, seçim afışlerinde şirin gözükme stresine girmişlerdir. Orta sayfa röportajında okuyacağınız gibi (belki okumuşsunuzdur bile ama yine de Binfikir’i açtığınızda ilk olarak beni okuduğunuz rüyamı elimden almayın!) siyasetin sadece cımbız ve ayna ile yapılmayacağını haykıran bir siyasetçi ortaya çıktı. Milletvekili ve Zele Encümeni Greta D’hondt (CD&V), reklamcı ve sansasyonel siyaset anlayışına tepki olarak seçimlere girmeyeceğini açıkladı. Zira güzelliğin fikirere ağır bastığı siyaset arenasında fiziği itibari ile mücadele edebileceğine inanmıyor.
Bu haykırışa gelinene kadar olan sürece bakarsak, isyan etmekte pek de haksız sayılmaz.
Önce Marie Arena’yı (Fransız Topluluğu Başbakanı, PS) üretti medyamız. Güzel oluşu (stresten dolayı artık o da kalmadı bence) haricinde siyasi başarısını şahsen hatırlamadığım Arena’nın en büyük icraatleri, her olumsuz habere ağlamak ve kabinesine halkın cebinden vergilerle 6000 avro’luk duş kabini yapmak (güzelliğini korumak amaçlı olsa gerek).
Ardından Freya Van den Bossche (Federal Bütçe Bakanı, SP.a) ekranlarımızı şenlendirdi. Arada bir hazırladığı projelerden bahsedilse de bir yıl boyunca ne kadar güzel olduğu anlatıldı, siyasetin gençleştirilmesinden mutluluk duyuldu.
Sonra VLD Meclis Grup Başkanı Rik Daems’ın, Milletvekili arkadaşı Sophie Pécriaux (PS) ile yaşadığı aşk ekranlara taşındı. PS – VLD yakınlşmasından Flaman –Valon barışına kadar her yönüyle iki insanın yatak derdi bile irdelendi. “Boşanacak mı?” “Hamile mi, değil mi?”
Nasıl da unutuyorum. Patrick Dewael (İçişleri Bakanı, VLD) da “Flaman ekranlarının en seksi yüzü” Greet Op de Beeck ile ilişki yaşadığını açıklayınca güzel gazeteci, haklı olarak işine ara verdi (Türk medyasında gazeteci – siyasetçi ilişkileri kabul görse de bu, mesleki açıdan pek normal bir durum değil, hatırlatyaım dedim). Oysa Greet sadece güzel değil, De Slimste Mens ter Wereld programında 9 hafta kalacak kadar akıllı bir bayan.
Şimdi sadece çanak anten seyreden Türk arkadaşlara hak veriyorum. Madem ortalık paparazzilere kalmış, kalitelisini seyredelim bari. Bizim mankenlerimiz hepsine 5 basar! Bir ellerinde cımbız, bir ellerinde ayna... Kusura bakma Greta!