Prens Laurent’nın yolsuzluk iddialarına karışıp Kraliyet’in tartışılması, Saxe Cobourg ailesi için ödediğimiz paralar konusunda haklı olarak tepki doğurdu. Küçüklüğümüzde her masal anlatıldığında mutlaka bahsi geçen “ihtişamlı Kral” imajı, o zamanlar ne kadar hoş karşılanıyordu ise, büyüyünce bir o kadar haksızlık gibi görülüyor, Mavi kan taşımak.
Prens’e, Kraliyet ailesine ve bize olan maliyetlerine tepkiliyiz de, acaba o kadar güzel bir hayat mı sürüyorlar? Cumhuriyetçi olarak, düşünmeden edemedim...
Kimseler size danışmadan Prens doğuyorsunuz. Duruşunuz olmalı. Herkes sokakta top peşinde koştururken siz camlar ardından bakmak zorunda kalabilirsiniz. Çünkü Prensler akıllı olur. Orta okul çağında sinemaya gitmek istersiniz. Ama arkadaşlarınızla gidemezsiniz. Korumalarınız, danışmanlarınız olmalı. O yaşta bir ergen ne danışacaksa artık... Reşit yaşa gelirsiniz, artık Kral size bakmaz. Size de bütçe ayırılır, paşa paşa yaşarsınız. Ama çalışmak olmaz, çünkü çalışırsanız ödenek kesilir. Kaldı ki çalışmak için eğitilmediniz: size sadece poz vermeyi, her şartta gülümsemeyi ve ülkenin durumunu düşünmeyi öğrettiler. Sizin ülke yönetmek gibi bir derdiniz olmasa bile. Oldunuz olalı, birileri hep sizin için para bulmuş.
Bu şartlarda Prens Laurent’nın, danışmanı olan bir Deniz Kuvvetleri görevlisinden para alması bence o kadar da yadırganacak bir şey değil. Sizi eğittikleri o gerçek dışı yaşamda, insanların para bulmak için yasa ve ahlak dışı yöntemler kullanacağını aklınıza getiremeyebilirsiniz. Çünkü sefaleti tatmamışsınız. Çünkü başkalarının sırtından yaşamak, anayasal bir hak olarak size tanınmış, fikriniz sorulmadan.
Gün gelir, sizin sorumlu olmadığınız fakat istemeden yararlandığınız bir yolsuzluk olayı patlar ve herkes hayatınızı irdeler. Haklı olarak irdeler. Çünkü demokratik bir ülkede, kamu parasıyla yaşayan kurum ve insanların özeli kalmaz. Ve her gün gazetelerde çocukluğunuz tartışılır, çalışamamanızın ne gibi bir haksızlık olduğu bazen söylenir, sizin sorumlu olmadığınız ama bu kadar da saf olunmaması gerektiği düşünülür,...
Her yıl 8 milyon Avro’ya yakın paranın devlet kasalarından bu aileye ödenmesi beni rahatsız ediyor. Ama hiçbir şey istememiş olan çocukların yaşamı ve vicdanına bu kadar sorumluluk yükleyip, onların da iş hayatına atılmalarını önlemek, ardından da farkında olmadıkları ve çevrelerindeki kurtlar tarafından hazırlanan yolsuzluklardan sorumlu tutulmalarını içime sindiremiyorum.
Televizyonda o kadar eğitici program varken, Kraliyet ailelerini anlatan lüks paparazzi programlarını iştah ve kıskançlıkla seyretmek, ardından da bir tek hatalarına denk gelince o kadar özendiğimiz insanları medya sayfalarında topa tutmak, ne kadar sağlıklı bir davranış? Varlıklarını sorguluyorsak, sırf varlıklarını hayal etmek adına izlediğimiz “Place Royale” ve “Royalty”yi reyting lideri yapmaktan vazgeçelim.