2004’teki bir yazısında “Türklüğü aşağılamaktan” yargılanıp, Temmuz ayında 6 ay hapis cezasına çarptırılan ve hukuki mücadelesi devam eden Hrant Dink, son yazısında sanki başına gelecekleri tahmin etmiş gibi yakınıyordu. Dink kendisini "ürkek bir güvercin"e benzetiyordu...
“301’i abartmanın gereği yok” diyen Adalet Bakanı Cemil Çiçek’e hitaben Dink, son yazısında hapsin önemli olmadığını söyleyip şöyle diyor: “İnsanı güvercin ürkekliğine hapsetmenin nasıl bir şey olduğunu bilir misiniz siz? Sokakta “işte o Ermeni bu” bakışlarına maruz kalmak nedir bilir misiniz?”
Hrant Dink, yargı süresi sonunda eğer aklanmazsa Türkiye’den kaçacağını bile söylüyor. Açıklaması ise ilginç: birlikte yaşadığı insanları ırk veya dilleri yüzünden aşağılamanın, ırkçılık olduğunu yazan Dink, ırkçılıktan dolayı yargılandığı bir ülkenin insanlarıyla beraber yaşamaya hakkı olmadığını söylüyor.
Şişli emniyetine hakkındaki tehditleri bildiren Dink, buradan da cevap ve koruma alamadığını yazıyor. Dink, bir güvercin gibi ürkek, sürekli dört yanına bakıp korunma ihtiyacı duyduğunu ifade ediyor. Ama büyük şehirlerde bile tehdit edilmelerine rağmen kimsenin dokunmadığı güvercinler misali özgür olarak yaşayabileceğini umuyordu son yazısında, Hrant Dink. Ne yazık ki umduğu gibi yaşayamadı...
Oysa Fransa Ermeni soykırım yasasını hazırladığı sırada, “o yasa çıkarsa Fransa’ya ilk ben potestoya giderim. Bir Ermeni olarak beni de hapse atarlar mıydı?” diye sormasına rağmen öldürüldü. Oysa o, T.C. vatandaşı olmaktan gurur duyan, ifade özgürlüğü için savaşan biriydi.
İnsanları ulu orta “Hain” veya “Ajan” diye aptal kurtların önüne peşkeş çekenlere; farklı görüşleri dinleme ve anlama zahmetinde bile bulunmadan bir insanı kategorize edenlere; vatan sevgisi diye kin satanlara, bu suikastin ibret olmasını diliyorum sadece.