Belçika'nın Türkçe gündemi... Belçika'nın
Türkçe
Gündemi! 
Brüksel Hava 
Durumu için tıklayın! Charleroi Hava Durumu 
için tıklayın! Anvers Hava Durumu 
için tıklayın!
Brüksel Charleroi Anvers
Gent Hava Durumu 
için tıklayın! Liege Hava Durumu 
için tıklayın! Genk Hava Durumu 
için tıklayın!
Gent Liege Genk
 
 Yazarlar / Çizerler



















GELİŞMELER VE SEYİRCİLER / GÜRSEL KUTLU

06.01.2009
Binfikir


İlk perde Almanya’da oynandı. Birçok döner üreticisi kapandı. İkinci perde burada oynanmaya başlamış olup ses çıkarmassak adım adım devam edecektir. Biliyorsunuz Almanya’da döner ve dönercilere yönelik kampanya maliye, tarihi geçmis ürün, yasak ve haram et konusunda yürütülmüş Almanya kamuoyuna konu olmasının yanında dış basına bile yansımıştı ve en önemlisi aleyhimizde bir durumdu. Bugünkü durum da ondan farklı değil. Oyun aynı oyun yeri farklı.

 

---

 

Kimimiz dün kimimiz 40 yıl oldu bu topraklara geleli, her geçen gün bir eksiğimizi tamamlayarak deneme yanılma metoduyla bugünlere gelindi.


Bugün her şey yerli yerine oturdu mu, yeterince durum kavranmış mı, elbette hayır. Bildiğim birkaç konuda size olayları anlatarak  aydınlatmaya çalışacağım, değerlendirmeyi tamamen okuyuculara bırakıyorum.

Bildiginiz gibi Belçika’da yaşayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının karşıaştıkları sorunları çözmek için çeşitli kurum ve kuruluşları var. Bunları sayarsak; Büyükelçilik ve onun alt kurumları, adları ne olursa olsun dernekler ve politik partilerde faaliyet gösteren insanlarımız, avukat, doktor ve çeşitli meslek dallarında faaliyet yapan yüksek okul bitirmişlerin yanında inşaat sektöründen tutun reklam sektörüne kadar birçok alanda ticaret yapan kuruluşlarımız var. Peki bunlar ne iş yaparlar? Konsolosluğun görevi sadece vatandaşın nüfus vb işleri, veya doktorun görevi sadece doktorluk, pazarcının işi sadece tere satmak, derneklerin görevi lokalleri açıp kapatmak mı olmalıdır diye bir takım sorular ve aynı zamanda sorunlar önümüze konmuştur ve bizim cevap olmak zorunluluğumuz vardır.
 
Size bir örnek vereyim; geçtiğimiz günlerde Belçika’da yayınlanan Humo dergisinde Osman K. adlı vatandaşımızla yapılan bir söyleşi yayınlandı. Başlık aynen şöyle: “Kazancımın üçte ikisi kara para”. Buradan hareketle “pizzacıların aslında genelinin Türklerden oluştuğunu, beş katı kar ederek sattıklarını, büyük karlar ederek vergiden kaçırdıklarını ve yedi ev alarak zengin olduklarını, şimdi ise dönercilik yaptığını istediği malı kaçak alıp sattığını dönerden de iyi paralar kazandığını, diğer dönercilerin de aynı şekilde çalıştığını” ve daha neler neler anlatmış bizim Osman!

 

Osman’dan aldığım duyumlara göre anlatmış ama bu kadar değil, gazetecilerin kendi yorumları Osman’ın anlattığından kat kat fazla. Osman pizzayı 5 katına satarken onlar da yazıyı beş katına çıkarmışlar. Etrafımızda bir pizzacı veya dönerci mutlaka vardır. Aylık 35 bin Euro kar eden bir yer var mı, varsa bu insanların 7 değil 70 evleri olması gerekmez mi?
 
Hemen ardından Gazet van Antwerpen’de bir araştırma yayınlandı, yine dönercilere yönelik, daha gerçekci bir yazı olmasına rağmen halkı olabildiğince dönerden uzak durmaya çağıran bir araştırmaydı.                                     
Yine geçen yıl bazı Flaman politikacılar “yabancıların işlettiği marketlerden alışveriş yapmamaları için” halka boykot çağrısı yaptılar.
Döneri Türklerin çalıştığı bir sektör olarak varsayıp bu alanda binlerce insanın çalıştığını düsünürsek sektöre yönelik saldırı Belçika’da da baslamış durumdadır. İlk perde Almanya’da oynandı. Birçok döner üreticisi kapandı. İkinci perde burada oynanmaya başlamış olup ses çıkmadıkca adım adım devam edecektir. Biliyorsunuz Almanya’da döner ve dönercilere yönelik kampanya maliye, tarihi geçmis ürün, yasak ve haram et konusunda yürütülmüş Almanya kamuoyuna konu olmasının yanında dış basına bile yansımıştı ve en önemlisi aleyhimizde bir durumdu. Bugünkü durum da ondan farklı değil. Oyun aynı oyun yeri farklı. Seyirci kaldığımız sürece küçük işletmelere yönelik baskılar artacak, çoğu kendiliğinden çoğu çeşitli yaptırımlarla kapanacaktır.
 
Hal böyleyken yukarıda adını saydığımız kurum ve kuruluşlardan bir itiraz çıkmayışı  küçük esnaf ile kaderini başbaşa bırakmıştır. Bir tane konsolos görevlisi zahmet edip bir itiraz girişiminde bulunmadı, Turksunie(Türk Dernekler Birliği) Başkanı ve çalışanlarına defalarca telefon edip sorduk, haberleri bile yoktu. Politikacılarımıza gelince seçim zamanı gelip camlara resimlerini asıyorlar ve bir daha göremiyorsun yeni seçime kadar. Bana konu ile ilgili avukat Volkan Altunbay’dan telefon geldi bir şey yaparsanız yardımcı olurum diye.  Açık olarak anlaşılan toplumsal olaylara seyirci olan  kurum ve kuruluşlara sahip bir toplumuz. Geleceğimize başkaları karar veriyor,  biz seyrediyoruz. Bir yere kadar
kabul edilir, ama yöneticilik yapan kurum ve kuruluşlar onlar ne yapıyor?

Baştan söyledim ya,  degerlendirmeyi siz yapınız!
 
06/01/2009 Gürsel Kutlu, Anvers
 

---

Editör’ün notları:

 

1- Turksunie(Türk Dernekler Birliği) Başkanı Sedat Kaya konuyla ilgili olarak Binfikir’e “Kendi ilgi alanlarının farklı olduğunu ve bu konunun esnaf dernekleri ya da oluşumları tarafından ele alınması ve takip edilmesi gerektiğini” söyledi.

 

2- Belçika Tüketici Örgütü’nün 40 dönercide yaptığı araştırma sonucunu konu alan haber:

http://www.gva.be/vindzoek/archief/Artikel_detail.asp?id={A564163E-7F5C-4915-98F0-FEF1CB5238B5}&check=online

3- Humo dergisinin ilgili sayfaları




4.5 / 5 (6 Oylama)






 



 

Yazar ve Çizerler

© 2004-2007 
OpenWings