Belçika'nın Türkçe gündemi... Belçika'nın
Türkçe
Gündemi! 
Brüksel Hava 
Durumu için tıklayın! Charleroi Hava Durumu 
için tıklayın! Anvers Hava Durumu 
için tıklayın!
Brüksel Charleroi Anvers
Gent Hava Durumu 
için tıklayın! Liege Hava Durumu 
için tıklayın! Genk Hava Durumu 
için tıklayın!
Gent Liege Genk
 
 Yazarlar / Çizerler



















FRANKFURT: TÜRKÇE'NİN DİRENİŞ MERKEZİ!

17.09.2008
Binfikir



Almanya'nın, Avrupa'nın önemli metropollerinden Frankfurt, bu kentte bu yıl 60'ncı kez gerçekleştirilecek Uluslararası Kitap Fuarı'nda Türkiye'yi „onur konuğu“ olarak misafir etmeye hazırlanıyor.
Frankfurt bu nedenle önemli.. Ama bu kentin Türkler için başka özellikleri de var..

Örneğin 30 yılı aşkın bir süredir Avrupa'daki Türkçe medyanın merkezi olması...

 

Türkçe'nin Avrupa'daki Türk toplumlarının gelecek kuşakları için bir iletişim dili olarak yaşayabilmesi için direnmesi gerekiyor. Özellikle Almanya'da son dönemlerde Türkçe'yi Türk toplumunun entegrasyonunu engelleyen bir faktör olarak gösteren tartışmalar, çeşitli kentlerde resmi makamların ve hatta bazı okul yöneticilerinin Türkçe'nin kullanılmasını yasaklamaya ya da öğrenilmesini engellemeye kadar varan uygulamaları bir direnişi gerekli kılıyor.. Türkçe'nin giderek daha az konuşulacağı, daha az okunacağı, hatta zamanla hiç kullanılmayacağı beklentilerine inat, gelişerek, yaygınlaşmasını hedefleyen bir direnişi...

Avrupa'daki Türkçe medyanın merkezi Frankfurt, Türkçe'nin geleceği için potansiyel olarak önemli bir direniş merkezi niteliği taşıyor.

40 yıla yakın bir süredir Frankfurt çevresindeki kent ve kasabalardaki kendi tesislerinde üretilen, buradan Avrupa'daki Türk toplumuna ulaştırılan Türk basın yayın organlarını hazırlayan gazetecilerin büyük bölümü burada öne çıkan „direniş“in bilinçli savaşçıları değiller... Ama hem ticari olarak ayakta kalıp, gelişebilmek, hem de etki alanını büyütebilmek için sürekli daha geniş bir kesime ulaşmayı hedefleyen bu Türkçe yayınların sadece varlığı, düzenli olarak yayınlanmaları bile Türkçe'nin gerilemesi beklentilerine karşı doğal bir direniş hattı oluşturuyor. Frankfurt'a resmen bağlı olmasalarsa da çok yakın olmaları nedeniyle Türk  medyası açısından Frankfurt kavramı içinde kabul ettiğimiz Mörfelden, Walldorf, Zeppelinheim, Neu Isenburg, Dreieich gibi kentlerdeki tesislerde, yüzlerce medya çalışanın emeğiyle ortaya çıkan, yayın anlayışları, dünya görüşleri birbirinden çok farklı Türkçe gazetelerin oluşturduğu işte bu doğal direniş hattı, bize bu bölgeyi Türkçe'nin bir direniş merkezi olarak tanımlanma şansı veriyor.

Elbette kendiliğinden ortaya çıkan ve bilinç boyutu oldukça geri planda olan bu direniş, Türkçe'nin bu ülkedeki geleceğinin belirlenmesi mücadelesinde yeterli değildir...

Ama burada bizim amacımız bu mücadelenin kendisi değil, bu direnişin neden yetersiz olduğunu tartışmak da değil..

Amacımız, Türkiye'nin „onur konuğu“ olduğu Uluslararası Kitap Fuarı'na ev sahipliği yapması nedeniyle bugünlerde sürekli gündemde olan Frankfurt'un Türkler ve Türkçe için diğer Avrupa kentlerine göre ağırlıklı konunuma dikkat çekmek.

 

...

 

Almanlar açısından Frankfurt, çok önemli siyasal gelişmelere ev sahipliği yapması nedeniyle önemli bir tarihi, bankacılık, fuarcılık, ulaşım alanındaki gelişmişliği nedeniyle önemli bir ekonomik merkez.. Bu özellikleriyle çok bağlantılı olarak aynı zamanda Hamburg, Berlin ve Münih gibi önemli bir medya merkezi.

Ama en önemlisi değil.

Avrupa'daki Türkler açısından ise en önemli medya merkezi...

Türkiye'den milyonlarca euroluk yatırımlarla Frankfurt ve çevresinde kurulu Türk medya kuruluşları varlığı nedeniyle... Bunlar arasındaki kıyasıya rekabet nedeniyle.. İşi Türkçe üretmek, yazmak, yayın faaliyetinde bulunmak olan yüzlerce medya çalışanının bu kent ve çevresinde yaşamlarını sürdürüyor olması nedeniyle..

Üstelik bu yaklaşık 40 yıldır böyle...

Bu durum Avrupa'ya 60'lı yıllarda başlayan işgücü göçünün bir ürünü. Göçün başlamasından kısa bir süre sonra, o zamanlar kendilerini „misafir“ olarak gören, ev sahipleri tarafından da „misafir“ olarak görülen Türk göçmenlerin anavatandan haber alma ihtiyaçları, Türkiye'den Almanya'ya „medya göçü“ne yol açtı... Başlangıçta Hannover ve Münih, kısa bir süre bu göçün merkezi oldu. Türkiye'de basılan gazeteler uçakla Almanya'ya gönderildi, birkaç gün gecikmeyle dağıtıldı (1965). Gazetelerinin Hannover ve Münih'teki matbaalarda basılıp, Almanya'da dağıtımı denendi (1969).

Ama kısa süre içinde coğrafi konumu ve ulaşım, dağıtım olanakları açısından çok daha avantajlı olduğu farkedilen Frankfurt öne çıktı. Kent içi ve çevresinde kurulan tesislerde, Türkiye'de hazırlanmış gazetelerin basılıp, dağıtımına başlandı. Türkiye'den gazeteciler, teknik elemanlar, matbaacıların Almanya'ya göçü hızlandı. Zamanla Türkçe basın yayın faaliyetlerin ağırlığı Frankfurt yakınlarındaki Zeppelinheim ile Neu Isenburg'a kaydı. 

Önce Hürriyet ve Tercüman, sonra Günaydın, Milliyet, Cumhuriyet, Sabah, Star başta olmak üzere birçok günlük gazete Zeppelinheim ve Neu Isenburg'daki tesislerde basılıp, dağıtılmaya başlandı. Türkiye'den medya ve medya çalışanı göçü tüm hızıyla devam etti. Türkiye'de medyada yaşayan tüm dönüşümler, devinimler hemen buraya da yansıdı. Medya kuruluşlarının sahiplerinin mesleklerinin de gazetecilik olduğu „Babıali“ döneminden, büyük şirketlerin bu alanda egemen olduğu „İkitelli“ dönemine geçiş, sancılarıyla burada da yaşandı. Milyonlarca marklık yatırımlar yapılarak kurulan tesisler, İstanbul'da alınan kararlarla kapatıldı. Nasıl Türkiye'de medyanın merkezi İstanbul'un Cağaloğlu bölgesinden, İkitelli bölgesine kayarken  dev tesisler kurulduysa, burada da benzer gelişmeler gözlendi. Medyanın ağırlığı Zeppelinheim'dan, birkaç kilometre uzaklıktaki Mörfelden ve Walldorf'a kayarken, bu kentlerin sanayii bölgelerinde yeni ve büyük ölçekte Türk medya tesisleri ortaya çıktı.

Bütün bunlar olurken, Frankfurt'ta yayınlanan Türkçe gazetelerin bir bölümü, giderek daha yoğun olarak buradaki  yazı işleri ve haber merkezlerinde hazırlanır hale geldi. Başlangıçta sadece „misafir işçiler“e Türkiye'den haber veren gazeteler, giderek artık kalıcı olduğunu farketmiş göçmenlere yaşadıkları ülkelerden de haber verir hale geldiler. Gazetelerin haberleri içinde Almanya ve Avrupa'dan haberlerin payı giderek arttı. Artık Almanya'da yayınlanan tüm Türkçe gazeteler, Türkiye 'deki ana gazetelerden farklı olarak Avrupa'daki okurlara yönelik özel sayfalar ve haberler içeriyor. Hepsinin burada yazı işleri ve haber merkezleri var. Avrupa'nın çeşitli merkezlerinde düzenli olarak muhabir çalıştırıyorlar...

Bu arada Hürriyet, Milliyet, Cumhuriyet, Sabah, Türkiye, Zaman, Milli Gazete, Politika, Evrensel gibi tüm Avrupa'da dağıtılan Türkçe gazetelerin yanısıra, burada kurulan, genellikle ücretsiz olarak dağıtılan, yerel gazeteler ortaya çıktı, yaygınlaştı..

Ve Türkiye'den gazeteci göçünün hızı kesildi. Bu medya kuruluşlarında çalışanlar arasında Almanya'da yetişenlerin, anne babaları bu ülkeye göçmen olarak gelmiş olanların ağırlığı artmaya başladı..

Frankfurt, çevresindeki kent ve kasabalarla bütün bu dinamik gelişime ev sahipliği yaptı.

 

...

 

Bu ev sahipliğinin Türk kültür yaşamına katkısı, Türkçe günlük medyanın üretilmesinden öteye gidemedi. Frankfurt'un Türk kültürünü misafir etmeye hazırlandığı bir dönemde günlerde bu bölgede 70'li yıllardan bu yana yoğunlaşan  Türkçe yayıncılığın entellektüel olarak zayıflığı her zamankinden daha çok dikkat çekiyor. Hele 19'ncu yüzyılda Avrupa'da ortaya çıkan, örneğin Paris ve Londra gibi  metropollerde gelişen Türkçe yayıncılığın Türkiye'deki aydınlanma hareketine katkıları dikkate alınınca Frankfurt'ta zayıflığın neden olduğu hayalkırıklığı daha da anlaşılabilir...

Frankfurt'taki Türkçe yayıncılığın Türk kültür dünyasına katkıları için biraz daha beklemek gerekiyor.. Frankfurt'un kendisine, buradaki genel yaşamın bir parçası olması için ise çok daha uzun bir döneme gerek var..

Ama Türklerle, Türk dünyasıyla ilişkisi yüzyıllarca gerilere giden Frankfurt, içinde, yanıbaşında 40 yıla yakın süredir sürekli gelişerek, kurumsallaşan, kalıcılaşan Türkçe yayıncılığın pek farkına varmazken, son yıllarda önemli adımlarla Türk kültürüne yaşamına kalıcı müdahalelerde bulunabildi...

Örneğin her yıl kurulan kitap fuarı sayesinde en azından bir hafta boyunca dünya yayıncılığın merkezi haline gelen Frankfurt, bu etkinliğin zirvesine iki kez Türkçe'nin en büyük yazarlarından ikisini taşıdı, Yaşar Kemal ve Orhan Pamuk'a Almanya'nın en büyük edebiyat ödülü burada verildi. 1997'de Yaşar Kemal'e, 2005'te de Orhan Pamuk'a, Frankfurt Kitap Fuarı etkinlikleri çerçevesinde düzenlenen törenlerle Alman Yayıncılar Birliği'nin Barış Ödülü verildi.

Bu, Almanca kültür dünyasının en saygın ödülü.. Bu ödüller Türkiye'nin çok önemli sorunları karşısında tutundukları muhalif tavırları nedeniyle baskılarla karşı karşıya kalan bu yazarlara ve sadece onlara değil, benzer konumdaki muhalif aydınlara, Türkiye'deki fikir ve ifade özgürlüğü mücadelesine de elbette güç katmıştır.

1998'de yine Frankfurt'ta, yine Kitap Fuarı'nda Yayıncı Ayşe Nur Zarakolu'na verilen „Uluslarası Basın Özgürlüğü Ödülü“ de Frankfurt'tan Türk kültür yaşamına önemli ve anlamlı ciddi bir müdahaleydi. Üstelik, o dönemde Türkiye'de hükümetin tüm demokratikleşme iddialarına karşılık, Zarakolu'nun yurtdışına çıkışının yasaklanması, Türkiye'de özgür düşüncenin uluslarası dayanışmaya ne kadar ihtiyacı olduğunu açıkça göstermişti.

Üstelik bunlar Orhan Pamuk'un bir Alman dergisinin „Neden Almanlar Türk yazarlara ilgisiz“ sorusunu, „Çünkü siz Almanlar için biz Türkler, sadece Frankfurt sokaklarını temizleyen insanlarız“ sözleriyle yanıtladığı bir dönemde gerçekleşmişti.

 

...

 

Frankfurt'un Türklerle beşyüzyıllık ilişkisinin son yıllarını buradaki Türkçe yayıncılığın gelişimi ve buradan Türk yazarlara, yayıncılara, Türk yayıncılığına yönelik müdahaleleri incelemeden değerlendirmek büyük eksiklik olacaktı..

Elbette bu ilişkinin tarihinde dikkat çeken başka boyutlar da var.

Frankfurt'a gelen ilk Türkler, Alman imparatorlarının taç giyme törenlerine katılmak üzere İstanbul'dan gönderilen Osmanlı elçileri oldu.. Osmanlıların bu törenler kapsamındaki kutlamalara katılmak üzere mehter takımı göndermek gibi jestlerini de biliyoruz...

Merkezi Frankfurt'ta olan iki büyük ekonomik kuruluş, Deutsche Bank ve bir süre önce iflas edip, tarihe karışan inşaat şirketi Philipp Holzmann, 19'ncu ve 20'nci yüzyılda Alman İmparatorluğu'nun Osmanlı ülkesine yönelik politikalarının önemli aktörleri arasında yer alıyordu...

Türklerin Hitler döneminde Almanya'da yaşama ve çalışma şansı bulamadığı için Türkiye'ye sığınan Alman, bilim ve kültür insanları arasında isimleri tarihe bu kentle geçmiş olan Frankfurtlular da yer alıyordu. Müzisyen Paul Hindemith, Maliyeci Frizt Neumark gibi...

Frankfurt'taki Türk toplumunu da unutmamak gerekiyor. 60'lı yıllardan sonra buraya işçi olarak gelen Türkler, İkinci Dünya Savaşı'nda tamamen yerle bir edilen bu kentin toparlanıp, yeniden dünyanın önde gelen metropolleri arasında yer almasına emekleriyle katıldılar.

 

Frankfurt, şimdi Türkiye'yi, Türk kültürünü, Türk yayıncılığını misafir etmeye hazırlanıyor.

Ama bunu yaparken 40 yıla yakın bir süredir burada gelişen Türkçe yayıncılığın halen farkında değil.

40 yıla yakın süredir Frankfurt'u merkez edinen Türkçe yayıncılık da güncelliğin ötesine gidemediği için ürünleriyle bu kentin kültürel yaşamında bir zenginlik unsuru olarak katılamamış durumda...

Türkiye'yi misafir etmek isteyen Frankfurt'a buradaki Türkiye'yi hatırlatmanın tam zamanı. Ve Türkçe'nin önemini...

Frankfurt'taki Türkçe yayıncılığın, yayıncıların, gazetecilerin bu konuda şimdiye kadar başarılı olduğunu söylemek mümkün değil.

Ama bunu başarmak mümkün...

Türkçe iletişimin bir zenginlik olarak görülmesi şart değil.

Ama buradaki yaşamın önemli bir parçası olduğunun gösterilmesi gerekiyor.. Gelecekte de öyle kalacağını, üstelik bunun gelişerek, yaygınlaşarak mümkün olacağının gösterilmesi gerekiyor.

Frankfurt'lu Türklerin ve onların Alman dostlarının çok işi var...

 

Gürsel Köksal

Avrupa Türk Gazeteciler Birliği (ATGB) Başkanı

www.atgb.info

koksal@atgb.info

 

5 / 5 (3 Oylama)


BTDB'NİN SAGALASSOS TURLARI DEVAM EDİYOR
BTDB'NİN SAGALASSOS TURLARI DEVAM EDİYOR

Belçika Türk Dernekleri Birliği (BTDB) ilkokul öğrencilerine Tongeren Galya - Roma Müzesindeki “Sagalassos, Rüyalar Şehri” sergisini gezdirdi. ...

TÖSED BAŞKANI VAKUR DAĞDEVİREN GÖREVİ YILMAZ ÖZCAN'A DEVRETTİ
TÖSED BAŞKANI VAKUR DAĞDEVİREN GÖREVİ YILMAZ ÖZCAN'A DEVRETTİ

Belçika Türk Özel Sektör Derneği-TÖSED Başkanı Vakur Dağdeviren 4 yılıdrı yürttüğü Başkanlık görevini işadamı Yılmaz Özcan'a devrederken, bu...

'EKONOMİK KRİZ DÖNEMİNDE AYRIMCILIK ARTIYOR'
'EKONOMİK KRİZ DÖNEMİNDE AYRIMCILIK ARTIYOR'

BS.PLATFORM Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü Adalet Birimi Başkan Yardımcısı Massimo Serpieri’nin, ayrımcılık karşıtı politikalarıyla ilgili seminerine katıldı. Massimo...

'MAHŞER' GENT'TE
'MAHŞER' GENT'TE

10 Şubat Cuma günü Türk Kültür Merkezi’nin (TKM GENT) Özdernekler Birliği (FZOVL) ile ortaklaşa ‘Mahşer’ konulu bir Gözyaşı Gecesi...

50. YILDA 50 ETKİNLİK
50. YILDA 50 ETKİNLİK

Belçika Aktif Dernekler Federasyonu’nun (Fedactio), Türklerin Belçika'ya göçünün 50.yılı nedeniyle  50 farklı etkinlik düzenleyeceği...

BADD UĞUR MUMCU'YU ANDI
BADD UĞUR MUMCU'YU ANDI

Belçika Atatürkçü Derneği-BADD Çağdaş Dernekler Federasyonu ile birlikte, Atatürk Kültür Merkezi'nde Gazeteci Yazar Uğur Mumcu'yu andı. Aydınlık Gazetesi...

VAN İÇİN KLASİK MÜZİKLE DAYANIŞMA SERGİLEDİLER
VAN İÇİN KLASİK MÜZİKLE DAYANIŞMA SERGİLEDİLER

T.C. Brüksel Büyükelçiliği himayesinde, Brüksel Kraliyet Konservatuvarı ve Yunus Emre Kültür Merkezi'nin birlikte organize ettiği Van depremzedeleri yararına...

LOMMEL'DA İSTİKLAL MARŞI OKUMA YARIŞMASI
LOMMEL'DA İSTİKLAL MARŞI OKUMA YARIŞMASI

Lommel Selimiye Okul Aile Birligi, Lommel Selimiye Camisi Derneği, Belçika Türk Dernekleri Birliği ile Türkçe ve kültür öğretmeni Aslı Gürpınar Lommel'da...

 


 



 

Yazar ve Çizerler

© 2004-2007 
OpenWings