Geçen yazımın devamı olarak burada Belçikalı siyasetçilerin (Türk kökenliler de dahil), Türk toplumuyla ilgili yanılgılarını göstermeye çalışacağım (ki o yazıda belirttiğim gibi bu durum, bizim kendimizi yanlış tanımamız ve/veya tanıtmamızdan doğuyor.)
Birinci gözlem felemenk hıristiyan-demokrat (CD&V) partisinden Brigitte Grouwels ile ilgili. Bu şahıs uzun yıllar felemenk hükümetinde Brüksel İşlerinden ve Eşit Haklar’dan sorumlu bakan görevi yaptı. Şimdi ise Brüksel hükümetinde Devlet Bakanı1. Kabinesinde çalışan Türk ataşesinin (Nebahat Acar) etkisiyle Türklere yönelik bir dizi etkinliklerde bulunuyor. Bunların arasında, yanılmıyorsam 1997’de projelenen ancak açılışı 1999’da bir sonraki bakan Robert Delathouwer tarafından yapılan Türk kütüphanesi var (daha doğrusu Türkçe kitaplık). Peki bunlar hakikaten Türkler düşünülerek mi yapıldı? Brigitte Grouwels’in 2003’teki seçim kampanyasını irdelersek, ilginç sonuçlara varabiliriz. Bu şahıs, tam anlamıyla bir ‘frankofon düşmanı’ (Kampanyasının ana tema’sı “Meer Brigitte, Minder Frans” idi, yani “Daha fazla Brigitte, daha az Fransızca”; Fransız dilinin egemonyası olarak gördüğü AZERTY klavyelere karşı da çok komik bir savaş açmıştı, Felemenklerin QWERTY klavye kullanmalarını öneriyordu.) Türklere yönelik faaliyetlerini, Fransız dili ve kültürüne daha yakın olan Brüksel Türklerini Felemenk halkına yaklaştırmak için yürütüyor. Bunu da kampanyasında açık olarak görebiliriz: Türkçe yayınladığı bir seçim hitabesinde, “Türkler ve Felemenkler Brüksel için elele” diyor kendisi. Halbuki Eşit Haklar’dan sorumlu bir bakanın, halkın tümünü kucaklayan bir bakışı olması gerekir (Frankofonlar da dahil). Hiç abartmadan şu saptamayı yapabiliriz: asıl amaç Türkler değil, Türkleri Felemenk çıkarları adına kullanmak.
Peki bunların, Türk dernekleriyle alakası nedir?
Brigitte Grouwels’in bu siyasi oyunlarına Türk dernekleri de ortak oluyor. Kendisi Felemenk Milliyetçisi olduğu için daha ziyade milliyetçi veya ulusalcı çizgideki derneklere yöneliyor. Fakat ne ilginçtir ki, Türkleri savunmakta bu kadar işbirliğine giren Brigitte Grouwels ve bazı derneklerimiz, mesela türban konusunda hiç de aynı fikir’de değiller. Yine 2003 kampanyasında Brigitte Grouwels, VlaamsBelang-vari bir afişle kendini tanıttı: ağzına sarılmış bir türbanla görülen Grouwels, “Over hoofddoeken gesrpoken”2 diyor. Ardından da Brüksel’deki güvensizlikten bahsediyor. Brigitte Grouwels’i Kasım 2003’te iftar yemeğine davet eden Belçika Türk Koordinasyon Kurulu, acaba türban konusunda aynı fikri paylaşıyor mu? (ki bu kurul’a katkı yapan bir çok dini dernek de var.) Yani geçen makalede belirttiğim soruna geliyoruz: derneklerimizin stratejik ortaklıkları belli değil, duruma göre değişiyorlar. Ancak bütünsel bakış açısı ne yazık ki yok.
İkinci gözlem, şu sıralar gündeme sıkça gelen “Müslümanlar Yürütme Kurulu”yla ilgili. Biliyorsunuz Adalet Bakanı Laurette Onkelinx, yeniden seçilecek olan Belçika Müslümanları Genel Kurulu’nun, azınlıkları daha iyi temsil etmesi için, yeni düzenlemelere gidiyor. Mart ayında yapılacak olan seçimler, Müslümanlar Kurulu tarafından değil, hükümetin belirlediği bir kurul tarafından düzenlenecek. Nedeni ise, irtica’cı adayları saf dışı bırakmak. Her ne kadar amaç doğru olsa da, uygulama şekli3 bazı kesimlerde bir dizi rahatsızlık uyandırıyor.
Fakat en dikkat çekici eleştiriler, bazı Faslı ve Türk oluşumlarına yönelik. Türk dernekleri arsında en çok Diyanet’in adı geçiyor. Bakan Onkelinx, seçimi düzenleyecek olan kurul’un, “Belçika Camii Temsilcileri”yle görüşüp seçimi hazırlayacağını belirtmişti. Bir çok gözlemci, bu “temsilci”lerin kim olduğunu merak etmiş, ve bunların büyük olasılıkla Diyanet ve Fédération des Unions de Mosquées (Camii Birlikleri Federasyonu – Fas büyükelçiliğine yakınlığıyla biliniyor) olduğunu ileri sürmüştü. 1998’de seçimlere ilgi göstermeyen Diyanet, bu kez elçiliğin de desteğiyle yeni seçimlere hazırlanıyor. Ve birçok kesimden « seçimlerin Türkiye ve Fas’ın diplomatik hassasiyetlerine göre düzenleneceği » eleştirileri yükseliyor. Hatta Türkiye Büyükelçiliğinden Bakan Onkelinx’e seçimler hakkında mektup yollanmış (bak. Revue Politique, n°36, Octobre 2004, sayfa 42).
Yine aynı kısır döngü ilişkiler göze çarpıyor: yıllar yılı Ankara’nın dini politikasını eleştiren Belçika ve Sosyalist Parti, bu kez kendi ülkelerindeki Müslümanları temsil edecek kurul seçimlerinde, Diyanet ve Elçilikle irtibat halinde. Ve en garip gözlem de, dini alanda laikliği öne çıkaran Türkiye, ve T.C. Büyükelçiliği gözetimindeki Diyanet, burada Türkiye’nin laik çizgisini öne çıkaracaklarına, dini seçimlerle uğraşıyorlar.
Geçen haftaki makale’de de belirttiğim gibi, Türklerin kendi belirsizlikleri, siyasete atılmalarıyla birlikte Belçika siyasetine de tehlikeli bir biçimde sıçramıştır. Siyasi yanılgılar...
(Devam edecek)
1 Brüksel hükümetinde Kamu Görevi, Eşit Haklar ve Brüksel Limanından sorumlu Devlet Bakanı; Brüksel’de felemenk topluluğunu temsil eden Felemenk Topluluk Komısyonunda ise Sağlık ve Kamu Görevi’nden sorumlu Kolej mensubu (bu komisyonun yürütme kurulu mensupları, ‘Bakan’ görevi yapsalar da o etiketi taşımıyorlar)
2 “türban hakkında konuşmak”, aynı zamanda da “türbanın üzerinden konuşmak” anlamına geliyor.
3 Adaylar, kişisel bilgilerin toplanıp inceleneceği bir “screening”ten geçecek, ve uygun bulunmayanlarn adaylığı reddedilecek. Ayrıca, seçim kuralları belirlenmeden adaylık başvuru sürseinin de kapanması, işleri oldukça karıştırıyor.
Erdem Resne – 16 Ocak 2005