“Dernek”lerin ne olup ne olmadığıüzerine saptamayla konuya başlamak en uygunu olacak sanırım, çünkü; burada, dernekcilikle kahvehanecilik arasındaki farkfarkedilemeyecek kadar ince. Dernekler;aynı çıkar,aynı beklenti, aynı hobi, –buliste uzatılabilir-sahibi insanların bu amaçları doğrultusunda örgütlendiği faaliyet gösterme araçlarıdır.
Derneklerin , aşağı –yukarıaynı amacı taşıyan insanların biraraya gelme ve birlikte davranabilme olanağı sağlayan araçlar olduklarını, bir veri olarak kabul edersek, ardından şu soruyu sorabiliriz; Nelerdir bu amaçlar veya daha da doğrusu neler olmalı?Amaçları belirleyen etkenler neler? Ve derneklerin yapısı nedir, nasıl olmalı?
Benim burada üzerinde durmak istediğim ‘Kanarya Sevenler Derneği’ değil elbette ki, ben burada,topluma yol göstermeye, yönlendirmeye aday olduklarını iddia eden derneklere değinmek istiyorum.Bu derneklerin belirleyici ögesipolitik. Böyle olmalı da zaten, çünkü yaşamın kendisidir politika. Bizler de bu politik amaçlarımız doğrultusunda derneklerimizi oluşturuyoruz. Buraya kadar her şey normal, fakat ‘nedir bu politik amaçlarımız ve daha da önemlisi ne olmalı ?’ diye bir soru geliyor insanın aklına. Ama bu soruyu cevaplandırırken Türkiye’den gelmiş ve gitmeyi düşünmeyen Türkiye kökenli insanlarımız gerçeğinden yola çıkarak cevap aranmazsa, boş laf dışında bir şey söylenmemiş olacaktır. Elbette ki insanlar, dünyadave Türkiye’de olup bitenlere duyarlı olacaklar, derneklerin görevlerinden birisi deinsanları dünyaya ve çevresine duyarlı hale getirmektir.Fakat traji-komik bir şekilde, dernek politikasının merkezineburada yaşayan ve burada yaşayacak insanlar değil, geldikleri yerin politikası konulmaktadır.
Dernekler; insanlara demokrasi bilincinin de verildiğidemokratik kurumlardır,daha doğrusu olmalılar, fakatburadaki sorunları ve buradaki insanları kucaklama amacı olmayınca ,‘havanda su dövülen’ bu derneklerin yapısı dademokratik olmaktan daha çok ‘cadı kazanı’nı andırmakta ve iyi niyetle bu yapılara girenleri de kazanın içindeki cadılar yiyip bitirmektedir.Böyle olunca da, 2,5 üyeli içi boş, altı boş dernekler mezarlığı oluşturma dışında bir faaliyettensöz edilemiyor.
Bu söylediklerimin ‘fasist ideoloji’nindernekleriyle bir ilgisi yok. Onlar ayrı bir vakıa. Aşırı milliyetçilikle beslenen faşist ideoloji savunuyorlar, fakat burada, milliyetçiliğe karşı olan ‘sol parti’lere oy veriyorlar. Bu ülkenin aşırı milliyetçilerine (Vlaams Belang) düşmanlar , buranın aşırı milliyetçileri de kendindenolmayanherkese düşman. Eğer anlayabiliyorlarsaburadaki aşırı milliyetçileronlara ders veriyor aslında,aşırı milliyetçiliğin ne kadar çirkin bir şey ve insanlığadüşmanolduğunun dersini.
Oysa burada yaşayan insanlar; aynı sorunları, aynı ezikliği, aynı geleceksizliği paylaşıyorlar. Ve bütün bunlara rağmen geleceklerini burada kurmak istiyorlar. İşyerinde, sokakta, okulda... yaşanılan her yerdeulusal kimliğinden ötürü horlanmayan, eşit, adilbir yaşam olanağı istiyorlar, şanssızlar kategorisinde sayılmak değil; bu devletin , burada yaşayanyabancılar için sürdürdüğü gizli politikalarının kurbanı olmak değil, buradaki halkla kardeşce birarada yaşamak istiyorlar. Kendileri ve çocuklari için bunu istiyorlar.
Kaç tane dernek bu amaçla hareket ediyor acaba?
Amaçlarını belirleyen etkenlerin, üzerinde yaşadıkları toprakların sorunları olduğunukabul eden ve enternasyonalist olabilen kaç dernek var?
BS.PLATFORM Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü Adalet Birimi Başkan Yardımcısı Massimo Serpieri’nin, ayrımcılık karşıtı politikalarıyla ilgili seminerine katıldı.
Massimo...
Belçika Atatürkçü Derneği-BADD Çağdaş Dernekler Federasyonu ile birlikte, Atatürk Kültür Merkezi'nde Gazeteci Yazar Uğur Mumcu'yu andı. Aydınlık Gazetesi...
T.C. Brüksel Büyükelçiliği himayesinde, Brüksel Kraliyet Konservatuvarı ve Yunus Emre Kültür Merkezi'nin birlikte organize ettiği Van depremzedeleri yararına...
Lommel Selimiye Okul Aile Birligi, Lommel Selimiye Camisi Derneği, Belçika Türk Dernekleri Birliği ile Türkçe ve kültür öğretmeni Aslı Gürpınar Lommel'da...