ayseguldiril

O Afgan kızın fotoğrafına Brüksel’de yakından bakmak!

Hatırlar mısınız, National Geographic’in kapağındaki Afgan kızın fotoğrafını? Bazı fotoğraflar vardır, derin izler bırakır. Aynı Afgan kızın tüm dünyada bıraktığı iz gibi. Oysa sadece bir portredir ama bize o kadar çok şey anlatır ki. İyi bir fotoğraf çekebilmek için, iyi bir dinleyici ve aynı zamanda da iyi bir anlatıcı olmak lazım. Artık herkes fotoğraf çekebiliyor, ama kaç kişinin fotoğrafı gerçekten bu kadar merak uyandırıyor?
“Afgan Kızın” yaratıcısı Steve McCurry’nin birbirinden ilginç 200 fotoğrafı, 4 Mart ve 25Haziran tarihleri arasında Bourse De Bruxelles’de ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Steve McCurry hüzünlü hikayeleri bir fotoğraf karesine koyar ve seyircisinde kalıcı izler bırakır. Onun fotoğraflarına bakarken, altında yazan hikayeyi okumanız gerekir. Hikayeyi okumadan bakılan fotoğraflar sessiz bir film izlemek gibi olacaktır. Sergiyi gezerken portrelerde yoğunlukla kadınları göreceksiniz. Steve’in genelde kadınları kareliyor olmasının en büyük nedeni ise kadınların çektikleri zorlukları tüm dünya ile paylaşmak, bizleri bu konuda bilinçlendirmek. Umarım bu ve bunun gibi bilinçlendirme çabalarının sonunda kadınlar hakkettikleri değerleri tüm ülkelerde ulaşırlar. Zamanınız olursa, kaçırmayın derim. İsterseniz, Steve McCurry’yi kısaca tanıyalım.
Steve McCurry, 24 Şubat 1950’de Philadelphia’da doğmuştur. 1974 yılında Pensilvanya Eyalet Üniversitesi Sanat ve Mimarlık Koleji’nden onur derecesiyle mezun olup daha sonra kariyerine The Daily Collegion gazetesinde serbest foto muhabirliğiyle devam etmıiştir. Spor ve moda haberlerinin fotoğraflarını çekerken artık monotonluktan sıkılarak, 1979 yılında Hindistan’a gitmeye karar vermiş ve böylece büyük yolculuğu başlamıştır. Yanına almış olduğu kamera ile birlikte ülkeyi keşfetmeyi kafasına koymuş ve Hindistan kıtasının genelini gezmiştir. Daha sonra Pakistan sınır kapısının olduğu yere bir seyahat yapmış, orada Rus işgali ile bütün batılı gazetecilerin haline tanıklık etmiştir. Ülkeye sınır kapısından içeri kaçak olarak girmeyi başarmıştır. 1984’te Afganistan-Pakistan sınırında bir mülteci kampında çalışırken, bir grup çocuğun sesini takip ederek bir çadıra ulaştığında, tarif edilemez derecede etkili yeşil gözleri olan 12 yaşındaki Afgan kızı Sharbat Gula’yı görmüştür ve National Geographic’in kapağında göreceğimiz o unutulmaz portreyi çekmiştir. Bu fotoğraflar sayesinde dünyaya Afganistan’da ki çatışmalardan haberdar olunmasını sağlamıştır. 20 yıl sonra Sharbat Gula’nın yerini tekrar bulacak ve onu tekrar fotoğraflayacaktır. Steve McCurry, daha sonra altı kıta ve sayısız ülkede çarpıcı görüntüler çekmiştir. Eserlerinde hem çatışmaları, kaybolan kültürleri, eski gelenekleri, hem de çağdaş kültürün yayılan sembollerini fotoğraflamıştır. Burma, Beyrut, Sri Lanka, Kamboçya, Filipinler, İran-Irak, Körfez Savaşları ve eski Yugoslavya gibi uluslar arası çatışmaların ve iç savaşların yaşandığı pek çok bölgede çalışan Steve McCurry Afganistan ve Tibet’te fotoğraf çekmeye devam etmektedir. Fotoğraflarında huzursuzluğun hakim olduğu insan duyguları, insan ilişkileri, çevremizle nasıl bağlantılı olduğumuzu anlattığını dile getiren Steve McCurry “ Bizim sorumluluğumuz yaşadığımız yer ve durumla ilgili hikayeleri dürüstçe, bütünüyle ve zamanında dünyaya aktarmak ” diye analtıyor yaptığı işi.
13/07/2017, Ayşegül Diril, Binfikir Gazetesi Haziran 2017 sayısı köşe yazısı

Benzer Haberler