mesut oyun12 site

Mesut Arslan’ın ‘Gece Sempozyumu’ adlı oyunu bu akşam Mechelen’de

Belçikalı Türk Tiyatro Yönetmeni Mesut Arslan’ın bugüne kadar gerçekleştirdiği en büyük tiyatro projesi olarak adlandırılan ‘Gece Sempozyumu’ adlı oyunu, bu akşam saat 20:15’te Hanswijkstraat 63, 2800 Mechelen adresindeki Arsenaal/Lazarus’ta sahnelenecek.

Tiyatro Yönetmeni Mesut Arslan’ın Sanat Direktörü olduğu 0090 Platform ve Brüksel’in önemli tiyatrolarından biri olan KVS işbirliği ile hazırladığı ‘Gece Sempozyumu’ adlı gösteri, Belçika turnesi kapsamında bugün Mechelen’de gösterilecek. 19 Nisan’da KVS’de prömiyerini yapan ‘Gece Sempozyumu” oyunu 26 Nisan tarihine kadar Brükselli tiyatroseverlerle buluştu. Belçika turnesinin ikinci ayağı olan Mechelen Arsenaal/Lazarus’ta ise bu akşam saat 20:15’te sahnelenecek olan oyun, daha sonra CC Hasselt , Toneelhuis (Antwerp), Vooruit (Gent) sahnelerinde oynanacak.

Mesut Arslan’ın, Flaman Yazar, Heykeltraş ve Tiyatro Yönetmeni Erik De Volderin 1994 yılında yazmış olduğu Gece Sempozyumu adlı oyununu kendine özgü bir tarzla sahnelemiş. Arslan, oyuncuları ve metni, plastik sanatçı Lawrence Malstaf’ın eseri olan topaçlı bir enstalasyonun içine yerleştirmiş. Seyirciler, topaçlar kadar oyuncuların de birbirinin etrafında döndükleri açık bir arena etrafında oyunu izliyorlar. Bir anne, üç oğlu ve orda olmayan fakat sürekli hakkında bahsedilen bir baba etrafında dönen oyun; zaman ilerledikçe seyirciyi, bu ailenin içindeki iletişimsizliğin büyük bir hızla yükseldiğine, hata bazen şiddete dönüşebileceğine tanıklık etmesini sağlıyor.


Arslan oyun hakkında yaptığı açıklamada “Çizgisellik demek durağanlık demek, yani düşünme, akıl, planlama, sıraya koyma, sınıflandırma, bilinçli tercihler yapma demektir. Döngüsellik ise kalptir, içgüdü, duygular, bilinçaltı ve harekettir. İnsanoğlu döngüsel bir varlıkken çizgisel bir varlığa doğru evrim geçirmiştir. Refahın, hep daha ileriye, daha uzağa gitme isteğinin etkisi de var bunda. Oysa ihtiyaçlarımız, “içgüdülerimiz ve duygularımız döngüseldir. Yemek, uyku, cinsellik gibi ihtiyaçlarımız tekrar tekrar geri döner. Refah bunları doyuramıyor. İnsan içinde çizgisellik kadar döngüsellik de var; fakat biz, Batı’da yaşayanlar, dengeyi kaybettik. Belçika çizgisel düşünmenin en uç noktasında. Her şey planlanır. Egemen olan akıldır. Refah hayatımızı daha rahat bir şekilde yaşayabilmemizi sağlarken, rüya görme yeteneğini ve gereksinimini de elimizden aldı. İhtiyaçlarımızı göremez olduk. Hayvan olduğumuzu unuttuk” dedi.

04/05/2017, Haber Merkezi

Benzer Haberler